Türkiye bazı şeylerin kör gözüm parmağına olduğu ama bunları görmezden geldiğimiz bir ülke. Şimdi Yunanistan Başbakanı Türkiye’de sizin başbakanınızla birlikte bir spor merkezinde; belli ki barış mesajları verilecek ve bir zamanlar aynı imparatorluğun sınırlarında yaşayan iki halkın yıllardır niye birbirine düşürüldüğü tartışılacak ve sorgulanacak. Ama tam bu sırada, iki ülkenin başbakanları Erzurum’da “olimpiyat” ruhuyla barış konuşması yaparken Ege’de Türk savaş uçakları sorunlu suların üzerinde uçuyor. Bu uçuş rutin bile olsa, komşu ülkenin başbakanı sizin topraklarınızda ise eğer, bu uçuş iptal edilir. Ama kör gözüm parmağına, sanki yetmişli yıllardaymışız gibi, jetler sorunlu hava alanlarında uçuş yapıyor.
Bu durumda, Yunan Başbakanı’nın olaydan duyduğu endişeyi dile getirmesi ve sorunun Kıbrıs, AB meselesine kadar gelip dayanmasının o “uçuş” emrini veren zihniyetin istediği bir sonuç olduğunu söylemek zor değil. Türkiye’de şimdiye kadar diktatörlüklerini pervasızca devam ettiren güçler, küresel sistemin çok köklü bir değişiklik içinde olduğunu görmüyorlar, daha doğrusu görmezden geliyorlar. Türkiye’nin komşularıyla kavgalı kavruk, yoksul bir diktatörlük olarak devam etmesi hâlâ en büyük hayalleri. Hayalleri diyorum çünkü dünyaları ve dünyanın yaratacağı tahayyülleri bu kadar. Akıntıya karşı kürek çekiyorlar ama bunun hepimize faturası çok ağır oluyor. Artık iktidarlarının ve o iktidarın dayandığı bütün kurgunun çöktüğünü göremiyorlar.
Yargı meselesi de özünde benzer bir meseledir. Sistem çökmüş işte; bunun çöktüğünü kabul etmezseniz öyle durumlar karşınıza çıkar ki, ne yapacağınızı şaşırırsınız. Tarihsel bir ironidir: Cumhuriyet’in en önemli ayaklarından biri olan yargı sisteminin çöktüğünü biz Hizbullah üyeleri serbest bırakılınca ancak anlıyoruz ve tartışmaya başlıyoruz.
Yazının devamını okumak için tıklayın.