1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 05:46
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Cemil Ertem EKONOMİ POLİTİK 26.08.2008
Cemil Ertem
Tevhîd dönemi biterken
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Cemil Ertem - Tevhîd dönemi biterken Cemil Ertem - Tevhîd dönemi biterken Cemil Ertem - Tevhîd dönemi biterken Cemil Ertem - Tevhîd dönemi biterken Cemil Ertem - Tevhîd dönemi biterken Cemil Ertem - Tevhîd dönemi biterken Cemil Ertem - Tevhîd dönemi biterken Cemil Ertem - Tevhîd dönemi biterken
Cemil Ertem köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Geçen haftaki “İktidar fetişizmi” yazısı güme gitti. Sait Çetinoğlu’nun çok titiz çalışmasında (Sermayenin Türkleştirilmesi) ortaya çıkan sonuçları barındıran ve yorumlayan bir yazıydı. Yazıda tartışılması gereken birçok vurgu, hatta tez vardı. Şimdi bunlar konuşulmuyor. Yazının sonundaki o son cümleye gerek var mıydı? Evet, vardı; bizim hepimizin bir kez daha “titreyip” kendimize gelmemiz için vardı. Bütün bu meseleler ortaya döküldükten sonraki tepkiler, konuşulanlar ve tartışılanlar böyle bir şeyin ne kadar gerekli olduğunu da anlatıyor. Bazı arkadaşlar, birtakım adamların, ortaya çıkan bu yaklaşımının, aslında hiç de sol olmayan bir duruşu, ideolojiyi hatta kültürü, hepimiz adına yıllardır neden, hangi hakla yürüttüğünü, bizim adımıza kararlar alıp, bunları hangi yetkiyle “uygulattığını” sorgulamıyor? Yine bu olayın ortaya çıkmasını sağlayanlara kızanlar, Türkiye’de solun, Türkiye’nin bu büyük dönüşümünde neden inisiyatif alamadığını, niye bu kadar aciz, çaresiz ve politikasız olduğunu sorgulamıyor; acaba niye, bize küfreden arkadaşlar, bu adamların şimdiye kadar söylediklerini ve şimdi de “eski” malzemelerden kırpıp kırpıp alın size yeni “bildirge”, abiniz yazdı biraz okuyun, tartışın dedikleri “şeyin” çürümüş ve artık yok olmuş bir iktidar oyununun küflenmiş yemi olduğunu anlamıyor? Bu arada belirteyim, zorunlu olarak birtakım “adamlar” diye bahsediyorum; çünkü bunların içinde hiç “abla” yok. Bu “ağabeylik” müessesesinin tüm üyeleri adam. Bunun sosyolojik ve siyasi nedenleri ayrı ama bunun üzerinde de biraz düşünelim tabii. Ama bu olay ortaya çıkarıyor ki; soğuk savaştan kalma Japon Askeri “ağabeyler” dünyanın ve buna bağlı olarak Türkiye’nin 1990’lı yıllardan başlamak üzere içine girdiği “büyük” dönüşümü kavrayamamış. Sol siyasetin, yalnızca vulger bir sınıf savaşı ve anti-emperyalist bir gemi aslanlığı üzerinden artık olmayacağını, yeni-özgürlükçü solun, kimlikler, çevre, kadın siyaseti, azınlık hakları ve küreselleşmenin ortaya çıkardığı bin türlü sorundan kaynaklı farklı ve yeni ama çoklu bir siyasi kulvar açtığını görememiş. Bunun içinde Hrant’ın ne yazdığını, neyin çığlığını attığını okuyamamış. Yalnız Hrant mı, Kürt yazarlar, hatta muhabirler de aynı horlanmaya maruz kaldılar. Örneğin Ermeni ya da Kürt bir yazarın söylediklerini, ABD’li bir senatör benzer bir şekilde söylerse bu “ağabeyler” “emperyalizmle” bir araya geldiklerini zannedip geriliverirler. Hrant’ı ya da bir Kürt yazarı istememelerinin nedeni budur. Yani Etyen’in yazısındaki “ırkçı” suçlaması yerinde değildir ve ağırdır. Bu “ağabeyler” sadece çapsız ve de gereksizdir, o kadar. Şunu söylemeye çalışıyorum; kendilerini bu kadar güç duruma düşürmeleri ve rezil etmeleri öyle gizli ırkçı olduklarından falan değil tabii, bu büyük haksızlık. Yalnızca artık eskide kaldılar; bu da doğal değil mi? Olamaz mı böyle bir şey. Olur; ama olmayacağını iddia edenler bütün bu durumun hatta Türkiye’nin de solda duran tek partisinin, en çok ihtiyaç duyulan bu dönemde, politika yapamamasının, politika liginden siyasi çeşni ligine düşmesinin baş sorumlularıdır. Evet, Tevhîd dönemi bitiyor.

Türkiye’de ulus-devlet inşa sürecinin kilit sözcüğü “Tevhîd” di. Tevhîd, bir kılma, birleştirme, bütünleştirme anlamına gelir. Bugünkü deyimle üniter yapının inşasıydı.

1844’te başlayan “Tevhîd” sürecinin ilk adımı, 1844 Tashih-i Ayar girişimidir. Bu “parasal birlik” sürecinin başlangıcı olarak belirlenmiştir. Bu süreç –yani 1923 Cumhuriyetin ilanına kadar olan süreç-, uluslaşma ve sömürgecilik (ittihadcılık-sömürgecilik) arasında çırpınan çökmüş bir imparatorluğun resmini de verir. Cumhuriyet öncesi, Niyazi Berkes’in de çok iyi anlattığı gibi kalkınma yolu için üç temel görüş öne çıkmaktaydı. (Aslında buna üç temel ideolojik yaklaşım demek daha doğru olur.) İslam modeli, Ulusçuluk-Türkçülük ve Batı liberalizmi çerçevesi. Bu üç temel yaklaşım, özünde Batı’nın kapitalizm açılımının farklı veçheleri olarak anlatılmış ve her üç akımın temsilcileri farklı biçimde de olsa artı-değer, dolayısıyla meta üretimi olmadan gelişme olmayacağı konusunda hemfikir gözükmüşlerdir. Ama bu farklı akımlarının bir ortak özelliği daha vardı. O da bu topraklarda farklı kimliklere, ötekine katlanamamak. Liberaller dahi, “ötekini” tanımak cesaretini gösteremiyordu. Örneğin Prens Sabahattin gurubu bile, –Yusuf Akçura’nın 1928’de yazdığı gibi-, “merkeziyetsizlik” yanlılığını ancak yönetimde merkeziyetsizliğe kadar getiriyor; açıkça milliyetlere hak tanımak cesaretinde bulunmuyordu. İşte Türkiye’de sol dahil hiçbir siyasi çizgi bu üç ana akımı radikal bir şekilde aşacak bir anlatı geliştirememiştir. Sorun budur. Bu aynı zamanda devletle birlikte gerçekleştirilen bir Tevhîd sürecidir. Ama artık bitiyor... Olan biten biraz da bu...

 

Diğer Cemil Ertem Makaleleri:
  1. Kriz bitti! Dönüşüm başlıyor… - 01.09.2010
  2. ‘Temsilî demokrasi’ mi dediniz - 31.08.2010
  3. Şu ‘cemaat’ meselesi - 27.08.2010
  4. ‘Büyük tehlike’nin farkına varalım! - 25.08.2010
  5. Kim kimin arkasında, bilelim - 24.08.2010
  6. Neyin kolektif iradesi - 20.08.2010
  7. ‘İktisatçıların’ raporları ve Schacht çözümü üzerine - 18.08.2010
  8. ‘Halk kendi siyasetine sahip çıkıyor, artık dönüş yok’ - 17.08.2010
  9. ‘Çocuk, bunlar jandarma, polis partisidir!’ - 13.08.2010
  10. Bir felaket senaryosunun halkaları - 11.08.2010
  11. “Görünmez elin” yeni beyaz devrimi - 10.08.2010
  12. Kahverengi nasyonal sosyalist cephe - 06.08.2010
  13. ‘Ulusal Birlik Hükümeti’ öyle mi - 03.08.2010
  14. Bir dönem bitiyor işte - 30.07.2010
  15. Askerle ‘siyasi istikrar’ olmaz! - 27.07.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Tevhîd dönemi biterken - Cemil Ertem
03.09.2010 05:46:13