1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 05:44
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Cemil Ertem EKONOMİ POLİTİK 06.09.2008
Cemil Ertem
Türkiye neden İrlanda’ya dikkat etmelidir?
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Cemil Ertem - Türkiye neden İrlanda’ya dikkat etmelidir? Cemil Ertem - Türkiye neden İrlanda’ya dikkat etmelidir? Cemil Ertem - Türkiye neden İrlanda’ya dikkat etmelidir? Cemil Ertem - Türkiye neden İrlanda’ya dikkat etmelidir? Cemil Ertem - Türkiye neden İrlanda’ya dikkat etmelidir? Cemil Ertem - Türkiye neden İrlanda’ya dikkat etmelidir? Cemil Ertem - Türkiye neden İrlanda’ya dikkat etmelidir? Cemil Ertem - Türkiye neden İrlanda’ya dikkat etmelidir?
Cemil Ertem köşe yazılarını web sitenize ekleyin

TÜSİAD’ın son raporu Türkiye’de Bölgesel Farklar ve Politikalar başlığını taşıyor. Bölgesel gelir uçurumlarının olduğu bir ülkenin kalkınmış sayılmayacağını artık öğreniyoruz. TÜSİAD raporunda İrlanda kalkınmasına işaret ediliyor. İrlanda, Avrupa’nın kırı iken, ileri teknolojileri üreten ve işsizlik sorununu çözen bir ülke haline, geliştirdiği model sayesinde geldi. Türkiye’nin de önemli iki sorunu var; işsizlik ve bölgesel eşitsizlik. Bölgesel eşitsizlik işsizliği doğuruyor. Doğu ve G. Doğu’daki işsizliğin çok boyutlu ve yalnız niceliksel yönlü olmadığını biliyoruz.

Türkiye sanıldığının aksine işgücü bol bir ülke değil artık. Çünkü geleneksel karşılaştırmalı üstünlükler kuramı artık geçerli değil. Dış ticaretin özü olan bu kuram gelişmiş ve gelişmemiş ülke ayrımına ve karşılaştırmasına dayanırdı. Ancak Çin başta olmak üzere Asya’nın son otuz yıldaki gelişimi, gelişmekte olan ülkelerin de birbiriyle olan ticaretini ve faktör donanımlarını sürece dâhil etmiştir. Buna göre Türkiye Avrupa ölçeğinde değerlendirildiğinde işgücü bol bir ekonomi sayılabilir. Ama dünya ölçeğinde örneğin Çin’le karşılaştırıldığında işgücü kıt bir ülkeyiz. Bunun etkisi dış ticaretin serbestleştiği ortamda işgücü bol ve ucuz ülkeden az ve pahalı olan ülkelere ucuz mal akımı şeklinde oluyor, ve bunun sonucu da ucuz mal akımına maruz kalan ülkelerde niteliksiz emeğin işsiz kalmasıdır.

Neoklasik iktisat kuramı, ticaretin serbestleşmesinin gelişmekte olan ülkelerde becerisiz işgücünün getirişini artırarak ücret dağılımında eşitlik yönünde bir etki yapacağını savunur. Bu olgu bu ülkelere yabancı sermayenin girmeye başladığı ve yeniden yapılandığı ilk yıllarda geçerli olabilir. Nitekim veriler de bunu doğrulamaktadır. Ancak orta ve uzun vadede bu ülkelerin eğitim sistemleri nitelikli emek üretmediği için işsizlik artacak ve artan yedek işçi ordusu ücretleri aşağıya çekecektir.

Bu ülkelerde ücretler hem verimlilik artışlarıyla hem de enflasyona bağlı olarak erimektedir. Bunun en büyük nedeni de Türkiye’nin nitelikli ve küresel emek piyasalarının talebi olan emeği üretememesidir. Şimdi Türkiye’de olan aynen budur.

Öte yandan uygulanan neoliberal politikalar sonucu ücret erimesi bir hükümet tercihi olarak ortaya çıkmaktadır. Kamu çalışanlarının da durumu budur. Devletin uyguladığı yalnız ücret erimesi politikası değildir. Devlet eğitimden de çekilerek (kalitesiz ve çağdışı bir sistemi yürüterek) işsizliğin de orta ve uzun vadede nedeni olmaktadır.

Bu bilinçli bir tercihtir. Çünkü eğitim sisteminin niteliksiz emek üretmesi işsizliği artırarak ücretleri aşağıya çekecektir. Tabii bu politikanın bir diğer yanı da hacmi milyarlarca dolar olan eğitim sektörünün, üniversiteler dâhil, küresel hizmet piyasalarına açılmasıdır.

Türkiye’nin eğitim sorununa köklü bir çözüm bulabilmesinin yolu, her şeyden önce, var olan yoksullaştırıcı ve akıl dışı ekonomi politikalarından vazgeçmesinde yatıyor. Çözümün ikinci adımı da eğitim için bir model geliştirmek ve onda ısrar etmek. Bugün Türkiye’de devlet eski ve çürümüş bir eğitim sisteminde ısrar ederken, eğitime yatırım yapan özel sektör de onu taklit ediyor.

Tabii burada okullaşma oranı, bütçeden eğitime ayrılan pay, bölgesel eşitsizlikler gibi devasa ve bu köşenin çapını aşan sorunlara değinemiyoruz. Burada üzerinde durduğumuz ve anlatmak istediğimiz Türkiye’nin bu eğitim modeliyle eğitime bütçeden yüzde 3-4 değil, yüzde 10-15 gibi oranlar ayırsa bile eğitim sorununu çözemeyeceği. Dolayısıyla işsizliği de çözemeyeceğini söyleyebiliriz.

İrlanda 1987’den sonra geliştirdiği modelle hem milli gelirini arttırmış hem de eğitim sorununu çözmüştür. Ama İrlanda’nın milli geliri artarken gelir dağılımı da düzelmiştir. Bu eğitim sorununun çözülmesi için ilk adımdır.

İrlanda eğitimde sağladığı başarıyla Doğrudan Yatırımları kendisine çekerek tam istihdama yaklaşmıştır. Dünya rekabet sıralamasında, İrlanda hızla yükseliyor. Bunun anlamı İrlanda Ar-Ge yapıyor, kaliteli ve markalı, teknoloji yoğun mal üretiyor demek. Bu katma değeri yüksek maldır; bunu dünyaya sattığınız zaman yalnız milli geliriniz yükselmez, gelir dağılımınız da düzelir. Çünkü bu malı ancak bunu üretecek eğitimi almış insanlar üretir. Bunlara da üreticiler dünya standartlarında ücret ödemek zorundadır. Yoksa bu işgücü başka yere gider. Örneğin Avrupa’nın başka bir yerinde rahatça iş bulur. Dolayısıyla bir ülkenin eğitime yatırım yapması, ezberci ve boş bir eğitim sistemi yerine yaratıcı ve bilişim dünyasına ayak uyduracak bir eğitimi öne çıkarması geleceğini de kurtarması demektir. Kimse demesin, İrlanda’nın nüfusu dört milyon bizimle karşılaştırılmaz; karşılaştırılır önemli olan nüfus değil model ve anlayıştır.

 

Diğer Cemil Ertem Makaleleri:
  1. Kriz bitti! Dönüşüm başlıyor… - 01.09.2010
  2. ‘Temsilî demokrasi’ mi dediniz - 31.08.2010
  3. Şu ‘cemaat’ meselesi - 27.08.2010
  4. ‘Büyük tehlike’nin farkına varalım! - 25.08.2010
  5. Kim kimin arkasında, bilelim - 24.08.2010
  6. Neyin kolektif iradesi - 20.08.2010
  7. ‘İktisatçıların’ raporları ve Schacht çözümü üzerine - 18.08.2010
  8. ‘Halk kendi siyasetine sahip çıkıyor, artık dönüş yok’ - 17.08.2010
  9. ‘Çocuk, bunlar jandarma, polis partisidir!’ - 13.08.2010
  10. Bir felaket senaryosunun halkaları - 11.08.2010
  11. “Görünmez elin” yeni beyaz devrimi - 10.08.2010
  12. Kahverengi nasyonal sosyalist cephe - 06.08.2010
  13. ‘Ulusal Birlik Hükümeti’ öyle mi - 03.08.2010
  14. Bir dönem bitiyor işte - 30.07.2010
  15. Askerle ‘siyasi istikrar’ olmaz! - 27.07.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Türkiye neden İrlanda’ya dikkat etmelidir? - Cemil Ertem
03.09.2010 05:44:56