TÜSİAD’ın son raporu Türkiye’de Bölgesel Farklar ve Politikalar başlığını taşıyor. Bölgesel gelir uçurumlarının olduğu bir ülkenin kalkınmış sayılmayacağını artık öğreniyoruz. TÜSİAD raporunda İrlanda kalkınmasına işaret ediliyor. İrlanda, Avrupa’nın kırı iken, ileri teknolojileri üreten ve işsizlik sorununu çözen bir ülke haline, geliştirdiği model sayesinde geldi. Türkiye’nin de önemli iki sorunu var; işsizlik ve bölgesel eşitsizlik. Bölgesel eşitsizlik işsizliği doğuruyor. Doğu ve G. Doğu’daki işsizliğin çok boyutlu ve yalnız niceliksel yönlü olmadığını biliyoruz.
Türkiye sanıldığının aksine işgücü bol bir ülke değil artık. Çünkü geleneksel karşılaştırmalı üstünlükler kuramı artık geçerli değil. Dış ticaretin özü olan bu kuram gelişmiş ve gelişmemiş ülke ayrımına ve karşılaştırmasına dayanırdı. Ancak Çin başta olmak üzere Asya’nın son otuz yıldaki gelişimi, gelişmekte olan ülkelerin de birbiriyle olan ticaretini ve faktör donanımlarını sürece dâhil etmiştir. Buna göre Türkiye Avrupa ölçeğinde değerlendirildiğinde işgücü bol bir ekonomi sayılabilir. Ama dünya ölçeğinde örneğin Çin’le karşılaştırıldığında işgücü kıt bir ülkeyiz. Bunun etkisi dış ticaretin serbestleştiği ortamda işgücü bol ve ucuz ülkeden az ve pahalı olan ülkelere ucuz mal akımı şeklinde oluyor, ve bunun sonucu da ucuz mal akımına maruz kalan ülkelerde niteliksiz emeğin işsiz kalmasıdır.
Neoklasik iktisat kuramı, ticaretin serbestleşmesinin gelişmekte olan ülkelerde becerisiz işgücünün getirişini artırarak ücret dağılımında eşitlik yönünde bir etki yapacağını savunur.
Yazının devamını okumak için tıklayın.