16 Mart katliamının yıldönümü nedeniyle...
Siyasetin giderek renkleneceği ve ekonominin önüne geçeceği günlere yaklaşıyoruz. Seçimler yaklaşıyor. Türkiye, çok yakında, “seçim sath-ı mailine” girecek. 2011 seçimlerinin yalnız Türkiye için değil, dünya için çok önemli olduğunu bu köşede daha önce yazdık. Ama tekrar etmekte fayda var. AB ve ABD için Türkiye’deki sürecin “kazasız belasız” yürümesi çok önemli. Şimdi, yalnız Türkiye için değil, dünya için de önemli böyle bir süreç öncesi, tarihimizden öğrendiğimiz ve alışık olduğumuz üzerine, ortalığın karışması, Doğu’dan başlamak üzere, birçok kanlı olayın, suikastın hatta katliamın gerçekleşmesi beklenmeyecek ve olmayacak bir durum değil. Ancak, şimdiye kadar, gerek kendi inisiyatifleriyle, gerekse Türkiye’nin karışmasından çıkarı olan “dış güçlerin” taşeronu olarak devreye giren “iç-güçlerin” etkisizleştirilmesi böyle bir olasılığı aşağıya çekiyor. Bunun için darbe senaryoları deprem senaryolarına dönüşmüş durumda. Ucuz Amerikan felaket filmleri gibi çalışıyorlar. Doğu’da sıkıyönetim meselesi kolay, bunlar istedikleri zaman oralarda Emniyet Müdürü bile öldürdüler. Ama Marmara’da hele İstanbul’da sıkıyönetim öyle kolay değil. İstanbul artık küresel bir megakent. Yüzyılın en büyük terör olaylarından birini 2003’ün sonunda, İstanbul’da gerçekleştiren “güçler” eski güçlerinde değiller.
Yazının devamını okumak için tıklayın.