Bugün sanıyorum Seul’deki G20 toplantısından başlamamız gerekecek. Ama bundan önce, Dünya Bankası Başkanı Zoellick’in, bu konumdaki biri için, oldukça cesur sayılabilecek demeçleri gerçekten üzerinde durulmaya değer. Zoellick, ikinci bir Bretton-Woods’un gerekli olduğunu ve altını referans alacak yeni bir para sisteminin tartışılması gerektiğini söyledi. Tabii tam “kur savaşlarının” konuşulduğu böyle bir ortamda, Zoellick’in söylediklerini “fantezi” olarak yorumlayanlar olabilir. Ama bence Dünya Bankası Başkanı fantezi ile uğraşacak ve akademik beyin jimnastiği yapacak durumda değil.
1944’te Bretton-Woods’da ABD, savaşın galibi olarak, tüm dünyanın boyun eğeceği bir güçtü; daha 1931’de bayrağı yere bırakan İngiltere’nin de ABD’yi takip etmekten başka çaresi yoktu. İşte bu yüzden 1944’te Keynes’in, bütün çabalarına karşın, ABD’nin dediği oldu ve Keynes Planı’na karşı doların ve ABD’nin hâkimiyetini öne çıkaran White Planı kabul edildi.
2008 krizinin en önemli yanlarından birinin bir “genel eşdeğer” (rezerv para) krizi olduğunu artık biliyoruz.
Nobelli iktisatçı Robert Mundell, 2001’de IMF’de verdiği seminerde küresel para sisteminin nereye gittiğini soruyor ve avronun doğduğu o yıllarda IMF denetiminde yeni bir para birimi öneriyordu. Bu para birimi, üç temel gelişmiş bölgeyi temsil eden para birimlerine tam konvertibl olacaktı. Mundell, üç temel bölgeyi ABD, Japonya ve AB’yi merkez alarak tanımlıyordu. Böylece ilk aşamada dolara, yene ve avroya tam konvertibl IMF denetiminde yeni bir rezerv para doğacaktı. Mundell’in bu paraya verdiği isim de Dey’di. Dey; dolar, avro ve yenin baş harflerinden oluşuyordu. Ancak dey bir geçiş parasıydı. Mundell, geçiş sürecinin sonunda gerçek anlamda bir dünya parasının kaçınılmaz olduğunu vurgulayarak; Dünya Merkez Bankası’nın yaratacağı intor isimli bir hâkim para önerisini ortaya atıyordu.
Yazının devamını okumak için tıklayın.