Romanımı yayıma hazırladığım için medyayı sıkı bir şekilde takip edemiyorum iki aydır. Esasında medya internet medyasıyla birlikte artık o denli geniş ve karmaşık bir alan ortaya koyuyor ki hakkıyla takip edebilmek kolay değil, işiniz salt medya takipçiliği dahi olsa. Bu arada yerinde tepki vermenizi gerektiren cümleler dikkatinizden kaçabiliyor ne yazık ki. Bazen bir tevafukla cümle önünüze geliyor; yazmadan edemezsiniz.
Kendi yazdığım gazete ve sitenin yazarlarını ve gündemini takip etmeye özen gösteriyorum elbet. Bu arada Taraf kasım ayı ortasında kuruluş yıldönümünü kutlayarak beşinci yılında yol almaya başladı, kuruluşunu zorunlu kılan misyonu lâyıkıyla yerine getirerek gündem belirleyen yayımını sürdürüyor, haberleri yorumlarıyla, köşe yazılarıyla, röportajlarıyla. Ergenekon yapılarının çözülmesi, askerî vesayet ve Kürt sorunu gibi konulardaki tabuların sorgulanmaya başlamasında Taraf öncü bir rol üstlendi geçen zaman içinde.
Başörtüsü konusunda da hakkaniyetli bir yayım izleyen Taraf’ın beşinci yılında üniversitelerde ve kamusal alanda devam eden ayrımcılığı, çözüme dönük bir içerikle gündemde tutması dileğim. Beytullah Önce’nin Sakarya Üniversitesi’nin “İslamcılık” sempozyumunda “Siyasal ve Toplumsal Kutuplaşmanın Merkezinde Bir Sembol: Başörtüsü” başlıklı sunumunda dile getirdiği gibi, hakkaniyetten uzak bir kasıtla AK Parti’yle özdeşleştirilmesi başörtüsünün bir mağduriyet sembolünden mağruriyet sembolüne dönüşmesi riskini beraberinde getirdi. Yasak kalkmadığı takdirde mağduriyetlerin “mağruriyetler” vitrininde görünmez kılınması maalesef son bulmayacak.
Çarpıcı polemiklere sahne olurken Taraf, bazen kimi köşe yazılarında gönderme ve tanımlamalar aşırı yorum olarak görünüyor bana.
Yazının devamını okumak için tıklayın.