Geçen yıl bu zamanlarda Gazze bombalanırken, yeryüzünün her köşesinde insanlar sokağa dökülüyordu; orantısız güç karşısında imha edilen, kana boyanan Gazze için. Bir yıl önce Gazze’nin yaşadığı bombardıman, global planda insanlığı iki gruba ayıran, safların bir ifadeyle yeniden belirlendiği bir dönüm noktası bile sayılabilir.
Bombardımanın ardından Gazze için bir şeyler yapma sorumluluğunu hisseden bir grup duyarlı insan, bu yolda gerçekleştirdikleri öteki katkılar bir yana bir de Filistinli şair Nizar Kabbani’nin “Kırmızı... Kırmızı...” isimli şiirinin peşine düşmüştü. “Kabbani’nin birkaç kitabı var Türkçeye çevrilen, bu şiir hangi kitabın içinde ve nerede bulunabilir?” Funda Tuğrul bana yazarak bu soruyu sordu, çünkü aradığı şiiri kısa bir süre önce MAZLUMDER’in düzenlediği Filistin konulu şiir gecesinde okumuştum. Sonra yazışmaya devam ettik ve dünyanın farklı şehirlerinde birkaç kişinin bir şiirin peşinde sürdürdüğü söyleşiyi bir ucundan paylaştım.
Bu şiiri aramanın hikâyesini Funda grup arkadaşlarına şöyle özetliyor:
“Bir yanıyla bu arayışa vesile olan, (kitabı) aramamı bekleyen, bulacağıma inanan, ben ararken bekleyenleri avutan, aslında hüzünlü bir şiir için birarada oluşun ve beklemenin neşesini damıtan insanların hikâyesi bu. Birarada olunabileceğine, birlikte aranabileceğine, birlikte bulunabileceğine inanan insanların hikâyesi. Ve bir rüyayı birlikte gören insanların hikâyesi de... Bu arayışa katılan bu kadar insan olmasa da bu kitabı arardım, ama o zaman “bulmak”, böyle bir bulmak olmazdı!
Bu şiiri en kolay MAZLUMDER’de bulabileceğimizi başından biliyordum. Ama şiiri aramak istedim ve birlikte aramamızı, ararken birlikte konuşmamızı, aramanın yolculuğunu ve aslında aramanın şiirini duymayı istedim.
Yazının devamını okumak için tıklayın.