I- İçine atılmamış faili meçhul yok neredeyse. Ergenekon çuvalı yakın tarihimizi karıştıran pek çok siyasal cinayeti kapsayacak kadar derin. Ursula K. Le Guin’in Kadınlar Rüyalar Ejderhalar isimli kitabında kurcaladığı kadınların derdikleri ürünü, ördükleri sohbetin kelimelerini içine attığı (Ficher’den mülhem) kültür çuvalından farklı bir çuval bu. Hasılatı kan, gözyaşı, kardeş kavgası, toplumsal kutuplaşma; sararmış başaklar ya da sembollerle yüklü masallar değil. Uğur Mumcu’nun katledilmesinin hemen ardından Cağaloğlu’nda yapılan bir yürüyüşle ilgili televizyon görüntüleri var içinde mesela. Genç bir kız “şeriat yanlıları” diye adlandırdığı hiç tanımadığı insanları suçluyor. “Mini eteğim irticaya yönelik bir protestodur” anlamına gelen bir cümle…
Yıllar yılı terör sonucu öldürülen aydınlar konusunda zanlı olarak İslami kesim gösterildi. Çoğu dindar insan, “sıradan” bulunan insanlar özellikle, aklı ve vicdanıyla bu ölümlerin ardında bambaşka bir tezgâhın var olduğunu fark etmiştir. İslamiyet açısından bir insanı haksız yere öldüren, bütün insanlığı öldürmüş demektir. Bir hadis-i şerife göre, dindar kişi İslam’ı o kadar güzel yaşamalıdır ki, onu öldürmeye gelen, onda yeni bir hayat bulabilmelidir.
Ergenekon çuvalından sızan kanların bıraktığı izler, Mumcu cinayetinin hemen ardından vicdanlı aydınları ve hukuk adamlarını hakikatlerin izini sürmeye yönlendirebilirdi. Bunun tamamen gerçekleşmediğini söylemek haksızlık olur. “Dinci” diye adlandırılan medyada yer alan kimi yazarların yanı sıra Taraf gazetesinin birçok yazarının da Ergenekon çuvalından dökülen kan izlerine yerinde ve zamanında ve açık bir dille işaret ettikleri biliniyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.