Şifahi anlatılar tarihi başka türlü okuma çabalarının ve edebiyatın en büyük yardımcısı. Şifahi anlatılar romancı kadar siyaset adamı için de değerli bir kaynak olabilseydi, toplumsal kesimler arasındaki iletişim sorunları daha kolay aşılabilirdi gibi geliyor bana.
Kişisel olan nasıl siyasiyse, gazete yazısına konu olan da üslup ve diliyle bir başkalaşım geçirerek edebiyat yoluyla geleceğe akar.
Fatma Barbarosoğlu gazete yazılarının güncel bakışa yoğunlaştıran baskısına karşılık derin okumalar gerektiren metinlerden ve edebiyattan vazgeçmiyor. Ben daha “Cumhuriyet’in Dindar Kadınları’nı okumaya yeni başlamıştım ki yeni romanı “Son On Beş Dakika”yı yayınladı. Her iki kitap da Profil Yayıncılık tarafından yayınlandı.
Fatma, yazar arkadaşlarım üzerine düşünmeye başladığımda ismi ilk aklıma gelenlerden. Çünkü sadece yazar olarak değil, arkadaş olarak konuşmalara dalabiliriz biz. Ona seslendiğinizde duymaması imkânsız, verdiği cevaplar da soruyu önemsizleştiren izahlara değil ciddi bir çabayla çözmeye yönelir. Gün geliyor, ilk gençlik yıllarının masum duygularıyla güçlü arkadaşlıklarının ardından edinilen tecrübelerle ömrün bir çağında bir arkadaşınızda işte bu özelliği bulmanın o kadar da kolay olmadığını fark ediyorsunuz.
Fatma’ya içim sıkıldığımda gidebileceğimi bilirim, Küçükyalı sokaklarında bazen karşı karşıya gelir, sık sık daha çok görüşebilmenin hayalini kurarız. Küçükyalı’da değilken de Fatma bir e-posta’lık uzağımdadır. Duyar, dinler, paylaşır ve iade-i ziyareti ihmal etmez.
Cumhuriyet’in Dindar Kadınları’nı bana yağmurlu bir günde evine ziyaretine gittiğimde imzaladı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.