Geçen hafta salı günü Tahran’da Sanat Evi (Hovze-yi Hunerî) tarafından düzenlenen “Ehli Beyt Şiirleri” programını kısmen de olsa izledim. Daha önce Mahmelbaf’ın İran Halıları isimli pastoral filmini izlemiştim bu kurumun muhteşem binasının bir salonunda. İran mimarisinin tipik çizgilerini taşıyan Hafız Caddesi süreğinde yer alan güzel yapı, devrimin başından bu yana sanat faaliyetleri için kullanılıyor. Sanat Evi tarafından yayınlanan Sure adlı dergi özellikle sinema alanında teorik meselelere dönük tartışma ve yorumlara zemin olmuştu bir dönem. Adı bu kurumla özdeşleşen Hüccetülislam Zem, sinema alanında sürdürülen teorik tartışmalara büyük katkı sunmuş bir mütefekkir. Yeni İran sinemasının ana dalgasının gelişmesinde Sure etrafında geliştirilen teorik altyapı önemli bir rol oynadı denebilir.
Katıldığım toplantı bir bakıma Kerbela hadisesinin yıldönümüne bir karşılama niyeti taşıyor, bu vesileyle İslam dünyasının belli ülkelerinden Ehli Beyt ve Kerbala kıyamı üzerine şiirler yazan şairleri biraraya getiriyordu.
Cevat Akkanat’ın Milli Gazete’de yayımlanan bir yazısıyla haberdar olduğum Kur’an’la Konuşan Şair’in yazarı şair İbrahim Eryiğit ve şair Bünyamin Doğruer programa şiirleriyle katıldılar. İbrahim Bey’in eşi Esen Hanım eşine ait bir Kerbela ilahisi okudu.
Kur’an ve tabiatın iç içe okunmalarının hakikate götüren bir anlamayı ancak mümkün kılacağına dair sürükleyici bir anlatı olan Kur’an’la Konuşan Şair yazarının imzasıyla elimde şimdi. Anlatıcımız karlı bir kış akşamı arabasıyla giderken bir kaza geçiriyor. Kendine geldiğinde ormanın derinliklerinde bir kulübede olduğunu görüyor. Kulübenin her sorusunu ayetlerle cevaplayan yaşlı sahibi iyileşmesi için elinden geleni yapmaktadır.
Yazının devamını okumak için tıklayın.