İran’da yaşayan bir oyuncunun özellikle kadın ise bir Hollywood yapımında rol alması, ülkesinde başörtüsü konusunda mevcut kurallar nedeniyle kolay olmayacaktır. Hollywood yapımcılarının önerdikleri rolü, oyuncunun bu durumunu dikkate alarak tasarlamaları gerekiyor.
Anlaşıldığı kadarıyla Ridley Scott da Gülşifte Ferahani’yi filminde oynatmak için bu ayrıntıyı hesaba katmış. İran sinemasının bu genç yıldızı, oyunculuk alanında başından şanslı. Sinema oyuncusu bir babanın kızı. Çocuk yaşlarından itibaren Mahmelbaf, Mehrcuyi, Mollagalipor gibi önemli yönetmenlerin filmlerinde göründü. İran’ın en muteber festivali olan Uluslararası Fecr Film Festivali’nde ilk ödülünü aldığında, 14 yaşındaydı. 2006 yılında Behmen Gobadi’nin Yarım Ay filmindeki rolüyle San Sebastian Film Festivali’nde Altın Deniz Kabuğu ödülünü kazandı. Başarı olgusu, sadece kişiye sunulan imkânlarla açıklanamaz. Ferahani çalışkan, disiplinli ve yetenekli bir oyuncu. ‘İranlı’, tabii bir yüzü var. Seyircide iyi bir izlenim bırakıyor. Bir star gibi davranmıyor, bir star olduğunu öne sürmüyor bile. Oysa İran sinemasının ilk iki kuşağının öne çıkan starları, bunun ağırlığını duyurtuyorlardı.
1983 yılında, yeni bir sinema çevresi oluşturmak üzere kurulan Farabi kurumunun çabalarıyla başarılı ürünlerini vermeye başlayan İran sineması, star karşıtı bir sinema olarak tasarlanmıştı esasında. Yeni sinemanın starları, yönetmenleri olacaktı. Bu ideal bir bakıma gerçekleşti de...
Yine de 90’lı yılların başlarında Niki Kerimi sinemanın ilk kadın starı olarak göründü beyaz perdede.
Yazının devamını okumak için tıklayın.