1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:29
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Cihan Aktaş SINIR YAZILARI 21.08.2008
Cihan Aktaş
Kahramanlar ve vatan hainleri
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Cihan Aktaş - Kahramanlar ve vatan hainleri Cihan Aktaş - Kahramanlar ve vatan hainleri Cihan Aktaş - Kahramanlar ve vatan hainleri Cihan Aktaş - Kahramanlar ve vatan hainleri Cihan Aktaş - Kahramanlar ve vatan hainleri Cihan Aktaş - Kahramanlar ve vatan hainleri Cihan Aktaş - Kahramanlar ve vatan hainleri Cihan Aktaş - Kahramanlar ve vatan hainleri
Cihan Aktaş köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Kahramanlığı ölüme götüren maceralar üzerinden tanımlamaya çalışırken, kahraman modelini kişinin yüzünü tanınmaz kılan karanlık örgütlerde arayan bir topluma dönüşmekteyiz.

“Çatlı’nın, Ağca’nın bunca üzerine gidilirse, onlara biçilen rolleri oynayacak, kahramanlığı kurşun atmada ve kurşunlara siper olmada arayacak gençlerden mahrum kalabilir derin güçler” diye yazmışım, yıllar önce. Yoksul ve esmer Anadolu gençlerinin kolayca yönlendirilebilir vatanperverlik duygularını ve dinî hissiyatlarını irdelemeye dönük bir yazıydı. Çoğu, onları bir kurtarıcı olmaya hazırlayan bir savunma ruh halinin ikliminde yetişmiş gençlerdir, sözünü ettiklerim. Yükseliş dönemlerine özgü bir Osmanlı haritasının çevrelediği coğrafya adına bir Enver Paşa misali kurtarıcı ve bir Şeyh Şamil misali de destansı olabilme ülküsünü meslek gibi benimsemişlerdir. Kürt de olabilirler, Türk de; Alevi de olabilirler Sünni de. Ailelerinin Kafkasya göçmeni olması hele, pek muhtemeldir.

Çatlı kahraman olma yolunda, hayatının trajedisini oluşturan bir seçme alanına gelinceye kadar sadece yirmiye yakın devlet kurmuş Türkler için değil, bütün İslam Âlemi için de bir kurtarıcı rolünü ideal olarak benimsemiş olmalıydı. Şu var ki kahramanlığa götüren yolun vardığı çok karmaşık bir sapakta, kendisini kandırmaya mecbur kaldığı, bu mecburiyeti de muhtemelen soylu amaçlarla açıkladığı bir bozgun dönemi yaşadı. Orada bir ara alan var, hesaplı kitaplı geçebildiğinizde milli kahraman sayılıyor, alkışlanıyor, ödüller alıyorsunuz. Aksi takdirde, orada ayağınız tökezlediği anda yani, vatan haini, cani, terörist olarak adlandırılıyorsunuz...

Bir tarafta, Kurtlar Vadisi gibi dizilerde kahramanlığın tesellilerine sığınarak sahici yüzü tanınmaz hale gelen gençlere model teşkil eden Alemdar’lar, diğer tarafta yitik hikmetin peşinde koşmaktan hiç vazgeçmeyen isimsiz kahramanlar...

Resmî olarak Polat Alemdar olmaktan, onu övmekten kaçınmak gerekir, ama yine de derinlerde yaşamayı göze alan Polat Alemdarlar’ın varlığı, devletin bekası adına elzem sayılır. Esmerlik, gözüpeklik, karadır kaşların ferman yazdırır türküsü, Elazığlılık veya Malatyalılık, yetimlik, sadakat hatta iffet gibi değerlere sahip olmak, devlet babanın her yerde hazır nazırlığından kuşku duymamak... Biraz ayet ve hadis bilgisi de var olmalıdır; fakat, babanın din adamı olduğu ailenin çevresinde dahi başörtüsünü –beyaz namaz örtüsü halinde- sadece kabristanlarda gösterecek kadar marjinalleştiren kırpık bir gerçekçilikle birlikte... Bu malzemelerle kurgulanan ve senaryoya iliştirilen meczup tiplerin arada sırada mırıldandığı şiarlardan hareketle dinsel bir içerik kazandırılan bir ütopyaya en yakın görünen gençler ömürlerinin en güzel yıllarını hapishanelerde geçirdi, kimileri darağacında can verdi.

Ben, türlü maskelerle kutsallaştırılmış iktidar mücadeleleri uğruna bebekliğini bile yaşayamadan hayat hakkı ellerinden alınmış şehzadelerin yanında olacağım, her zaman.

‘İnsan türü hakkında ne istersek onu düşünebiliriz, fakat onu idealize etmezsek hakikate daha çok yaklaşırız’ şeklinde bir tespitte bulunuyor, ‘Özgürlüğe Kaçışım’ın yazarı, Aliya İzzetbegoviç de...

Tanıl Bora da, bir önceki yazımda sözünü ettiğim “Sizin Kahramanınız Kim” kitabında yer alan “Bir Mum Yakar, Işığına Bakarım” başlıklı yazısında, Spinozacı felsefeci Andre Comte Sponville’in Büyük Erdemler risalesinde bir erdem olarak yiğitliği tartışırken, “mağlupların yiğitliğinden” şu şekilde söz ettiğini aktarıyor: “Nihai yenilginin kesinliğine karşı koymanın, sonuçsuz kalacak olmasına aldırmadan uğraşmanın yiğitliği. Ucundaki başarı ihtimalini gözetmeden, salt davranışın güzelliği için davranmadaki yiğitlik.”

İran’da 1997’de yirmi milyonu bulan bir oyla cumhurbaşkanı seçilen Hatemi, taraftarlarının onu göklere çıkartan övgüleri karşısında hiç yitirmedi kendini. Kahraman olarak adlandırılmak istemedi, bunu da defalarca dile getirdi. Kalabalıkların coşkusuyla şımarmadı; geldiği gibi tevazu içinde ayrıldı, iki dönem cumhurbaşkanlığı yaptığı makamdan. Hiçbir zaman yerine getiremeyeceği vaatlerde bulunmadı toplumuna Hatemi. Bu siyasal duruşuyla, ilkelerinden taviz vermediğini gösteren sabrıyla, Haricilerin öfkesini üzerine çeken Hazreti Ali’yi çağrıştırıyor.

Kahramanlar tevazu sahibi insanlar oluşlarıyla ayırt edilirler, bin bir suratlı taklitlerinden; bu dün olduğu gibi bu gün için de geçerli bir gerçekliktir.

 

Diğer Cihan Aktaş Makaleleri:
  1. CHP ve İran tarzı başörtüsü - 30.08.2010
  2. Hrant Dink ve annem - 23.08.2010
  3. Oruç misafiri - 16.08.2010
  4. Negatif ayrımcılık her yerde - 09.08.2010
  5. “KUZEY” VE İŞKENCE - 02.08.2010
  6. Çoban ve referandum - 26.07.2010
  7. Sinemanın Bosnalı kadınlara borcu - 19.07.2010
  8. Dağ yolcusunun dersleri - 12.07.2010
  9. Öğrenme yolları ya da Angelika - 05.07.2010
  10. Kürt meselesinde özeleştiri zamanı - 28.06.2010
  11. Bir yerin bir insana dönüşmesi - 21.06.2010
  12. Sahnede utanma sebebi, çocukla - 14.06.2010
  13. Bu çağın kahramanlığı - 07.06.2010
  14. Kalabalıkların yürüyüşü, nereye... - 31.05.2010
  15. İran’ı dünyadan yalıtmak - 24.05.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Kahramanlar ve vatan hainleri - Cihan Aktaş
03.09.2010 06:29:45