Ayın ilk haftasının son üç gününde “Küçük Millet Meclisleri” etkinliği için Kayseri’deydim. “Nasıl bir yargı ve ordu istiyoruz?” Çeşitli sivil toplum örgütlerinin katıldığı tartışmayla bu soruya cevap arandı Kocasinan Belediyesi’nin bir salonunda. Herkes bağımsız yargı istiyor. Herkes istiyor ki ordu siyasetle ilgilenmesin, siyaset yüzünden yıpranmasın da savunma amacına yoğunlaşsın. Sadece, kimilerine göre bu talepler Türkiye gibi stratejik konuma sahip bir ülke için bir lüks. “Burası Türkiye, İsviçre değil”, diyenler oluyor.
Çoklu karşılaşma alanları, serbest kürsüler ve halk meclisleri, söyleyecek sözü olan ve dinleme sabrına sahip insanlar için.
Hacı Bektaş Veli Derneği’nden, İHH’ya, ADD’den Mazlum-Der’e, Anadolu Hukuk Derneği’nden Türk Anneler Derneği’ne burada isimlerini saymakla bitiremeyeceğim sayısız sivil toplum kuruluşunun temsilcileriyle gündemdeki konuları irdelemeye çalıştık.
Kayseri farklı düşüncelerin ifadesine alışkın bir şehir.
Abdülhamit geçen yüzyılın başlarında Talas semtine aynı kubbe planıyla tasarlanmış bir kiliseyle bir cami yaptırtıyor. Aradan on beş yıl geçmeden şehrin yüz bin olan nüfusunun yarısını teşkil eden gayrımüslim nüfus darmadağınık oluyor. Kayseri bir tanık; ne olduğu bitti o yıllarda, biliyor. Tehcir mi dediniz, başka bir kelime mi arıyorsunuz yerine... Kimseye haksızlık etmemek için Kayserililere sorun. Bu şehrin binalarıyla, mahalleleriyle, Ermeni komşularını evinde saklayan alnı secdeli yaşlılarıyla konuşun.
Yazının devamını okumak için tıklayın.