1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 05:30
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Cihan Aktaş SINIR YAZILARI 08.06.2009
Cihan Aktaş
Mahmelbaf’ın seçim çağrısı
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Cihan Aktaş - Mahmelbaf’ın seçim çağrısı Cihan Aktaş - Mahmelbaf’ın seçim çağrısı Cihan Aktaş - Mahmelbaf’ın seçim çağrısı Cihan Aktaş - Mahmelbaf’ın seçim çağrısı Cihan Aktaş - Mahmelbaf’ın seçim çağrısı Cihan Aktaş - Mahmelbaf’ın seçim çağrısı Cihan Aktaş - Mahmelbaf’ın seçim çağrısı Cihan Aktaş - Mahmelbaf’ın seçim çağrısı
Cihan Aktaş köşe yazılarını web sitenize ekleyin
İranlı yönetmen Muhsin Mahmelbaf üzerine bugüne kadar pek çok yazı yazdım. Onun, ülkesindeki muhafazakârların bir kesiminden gelen baskılar yüzünden, bazen çalışamaz hale geldiği için de uç noktalara savrulduğu tespitini dile getirmişimdir kimi yazılarımda.

Mahmelbaf, döneminin kabullerini zorlayan, sahasında koşar adımlarla ilerleyen bir yönetmen, sanatçının bir devrimci olarak portresini sunma konusunda da çarpıcı bir örnek. Onun hakkında yazdığım bir yazının başlığı, “Taşkın fikirler, sıradan insanlar”dı.

Sinemaya yönelmeden önce edebiyatla iştigal etmiş bir sanatçı Mahmelbaf. Yazıyla ilişkisini genellikle senaryo yazarak koruyor. Ülkesi için çok hassas dönemlerde bir uzun makaleyle gazetelerde görünüyor. Bu kez yine bir gazete yazısında, İran’da önümüzdeki cuma günü yapılacak olan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin adaylarından biri olan Mir Hüseyin Musavi’yi anlattı. Oy vermenin önemine duyduğu inancını yansıtan bir girişin ardından, seçimlerde asıl belirleyici olanın verilmeyen oylar olduğu kanaatine getirdi sözü, bu yazıda. İşte, dört yıl önceki seçimlerin ikinci turunu Ahmedinejat, on milyon seçmenin sandık küskünlüğü nedeniyle kazanabilmişti. Kendisi de o seçimin ikinci turunda oy vermekten kaçınan umutsuz seçmenlerden biriydi, ama şimdi yaptığının hata olduğunu, İran halkının kaderini seçim sandığı yoluyla değiştirmeyi öğrenmesinin zamanının geldiğini düşünüyordu.

Mahmelbaf, Musavi’yi devrimin ilk yıllarında, bir sanatçı topluluğu içinde tanıdığını belirtiyor bu yazısında. O yıllarda daha ziyade ressam olarak tanınan Musavi, aynı zamanda üniversitede sanat tarihi dersleri veren bir öğretim üyesidir. Genç yaşta Kültür ve İrşad Bakanı olarak göreve başlar. Başbakanlık konumuna geldiğinde ise sanatçı arkadaşlarının kendisinden uzak durmaya başladığını görür, bu nedenle onlara şu sözlerle teşekkür eder: “Sanatçının bağımsızlığı zaten, onun iktidara bir mesafe koymasını gerektirir.”

İran sinemasının bugün geldiği noktada Musavi’nin o dönemdeki çabalarının altını çiziyor Mahmelbaf. Onun dindar kişiliğini ise şöyle tasvir ediyor: Musavi yürekten inanan bir mümindir, ama onun dini kazanç getiren bir dükkân değildir.

Başbakan olduğu dönemdeki şu sözleri, Musavi’nin ülkesindeki azınlıklar konusundaki görüşleri ortaya koyuyor: “Ben Müslümanım, ama Ermenilerin ve diğer ekaliyetlerin de başbakanıyım. Başbakan olduğuma göre, bütün bir milletin çıkarlarını düşünmeliyim, bir grubun, sınıfın ya da kendimin değil.”

Ahmedinejat, dört yıl önce kazandığı seçim zaferinin heyecanını hâlâ üzerinden atamamıştır Mahmelbaf’a göre. Bunun tersine Musavi, cumhurbaşkanlığı makamına çok da lâyık olduğu halde, seçimlerde aday olma konusunda epeyce temkinli davranmıştır. Ona oy verilirse, hizmette kusur etmeyecektir. Oy verilmediği takdirde ise sanatsal çalışmalarına geri dönecektir.

Mahmelbaf, yönetmenlik hayatındaki ikinci dönemin ürünlerinden olan (1989’da gösterime giren) İyilerin Düğünü filmi sırasında emniyet güçlerinin kendisini saatlerce sorgulamaları, ardından da bu filmin yasaklanması üzerine Musavi’nin bu filmi kabinesinin üyelerine seyrettirdiğini ve onlara şu sözleri söylediğini aktarıyor: “Sanatçı, kendimizi düzeltebilelim diye halkın dertlerini anlatmadığı takdirde, hangi ayna bize hatalarımızı gösterecek?” Bu soruyu, Voltaire’in ünlü sözünden uyarlanma şu cümle takip eder: “Ben senin fikrine muhalifim, ama senin fikrini açıklayabilmen için canımı feda etmeye hazırım.”

Mahmelbaf yazısını, Musavi’nin içinde yaşadığı zamanın özelliklerini ayırt edebilen bir ilim, sanat ve siyaset adamı olduğunu kanıtlamaya çalıştığı analizlerle sürdürüyor: “Musavi, devrimden sonra geçen yılları hülyalı bir hissiyatla değil, ilmî bir yaklaşımla değerlendirebilen nadir siyasi kişiliklerden biridir. Devrim’in ardından geçen 30 yıl içinde yaşanan kimi acı tecrübelerin tekrar etmemesi için de İran’ın bugün olgulara ve tarihe ilmî bir açıdan bakmayı başaran siyasetçilere ihtiyacı var.”

Mahmelbaf’ın değerlendirmeleri, aynı zamanda bir öz hesaplaşma ve savunu olarak da anlaşılabilecek paragraflarla uzayıp gidiyor. Devrimin asi ve aykırı çocuğu, Musavi üzerine yaptığı çözümlemeler üzerinden kendi hikâyesini bir kez daha anlatıyor.

Hakan Albayrak’ın vicdanı


Suriye sınırındaki mayınlı alanın temizlenmesi konusunda ortaya çıkan görüş ve yorum ayrılıkları, o sınırın “her zaman mayınlı bir arazi” olarak kalmasını dileyen bir iradeyi mi ihsas ediyor... Kamuoyunun vicdanını rahatlatacak bir şekilde temizlenmediği takdirde, son dönemlerde AK Parti’nin politikaları sayesinde iyi ilişkiler içinde olduğumuz bu komşumuzla aramızdaki sınır arazisi, iki kat mayınlı bir araziye dönüşebilir.

Komşuluğuna hiç güvenilmeyen, sürekli genişleme temayülü içinde bulunan bir ülkeye, iyi komşuluğu gözeten bir temizleme operasyonunun teslimi nasıl da ironik olurdu!

Hakan Albayrak bu konuda yazdığı eleştirel yazılarla kamuoyunun vicdanındaki rahatsızlığı dile getirdi. Mir Hüseyin Musavi’nin, bir filmi yasaklanan Mahmelbaf’ı kabine arkadaşlarına karşı savunurken sarfettiği şu soru cümlesini uyarlayabiliriz bu duruma: “Yazar bizlere politikalarımızı gözden geçirelim diye halkın kaygılarını aktarmadığı takdirde, hatalarımızı gösteren bir aynayı nerede bulacağız?”

 

Diğer Cihan Aktaş Makaleleri:
  1. CHP ve İran tarzı başörtüsü - 30.08.2010
  2. Hrant Dink ve annem - 23.08.2010
  3. Oruç misafiri - 16.08.2010
  4. Negatif ayrımcılık her yerde - 09.08.2010
  5. “KUZEY” VE İŞKENCE - 02.08.2010
  6. Çoban ve referandum - 26.07.2010
  7. Sinemanın Bosnalı kadınlara borcu - 19.07.2010
  8. Dağ yolcusunun dersleri - 12.07.2010
  9. Öğrenme yolları ya da Angelika - 05.07.2010
  10. Kürt meselesinde özeleştiri zamanı - 28.06.2010
  11. Bir yerin bir insana dönüşmesi - 21.06.2010
  12. Sahnede utanma sebebi, çocukla - 14.06.2010
  13. Bu çağın kahramanlığı - 07.06.2010
  14. Kalabalıkların yürüyüşü, nereye... - 31.05.2010
  15. İran’ı dünyadan yalıtmak - 24.05.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Mahmelbaf’ın seçim çağrısı - Cihan Aktaş
03.09.2010 05:30:21