İranlı yönetmen Muhsin Mahmelbaf üzerine bugüne kadar pek çok yazı yazdım. Onun, ülkesindeki muhafazakârların bir kesiminden gelen baskılar yüzünden, bazen çalışamaz hale geldiği için de uç noktalara savrulduğu tespitini dile getirmişimdir kimi yazılarımda.
Mahmelbaf, döneminin kabullerini zorlayan, sahasında koşar adımlarla ilerleyen bir yönetmen, sanatçının bir devrimci olarak portresini sunma konusunda da çarpıcı bir örnek. Onun hakkında yazdığım bir yazının başlığı, “Taşkın fikirler, sıradan insanlar”dı.
Sinemaya yönelmeden önce edebiyatla iştigal etmiş bir sanatçı Mahmelbaf. Yazıyla ilişkisini genellikle senaryo yazarak koruyor. Ülkesi için çok hassas dönemlerde bir uzun makaleyle gazetelerde görünüyor. Bu kez yine bir gazete yazısında, İran’da önümüzdeki cuma günü yapılacak olan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin adaylarından biri olan Mir Hüseyin Musavi’yi anlattı. Oy vermenin önemine duyduğu inancını yansıtan bir girişin ardından, seçimlerde asıl belirleyici olanın verilmeyen oylar olduğu kanaatine getirdi sözü, bu yazıda. İşte, dört yıl önceki seçimlerin ikinci turunu Ahmedinejat, on milyon seçmenin sandık küskünlüğü nedeniyle kazanabilmişti. Kendisi de o seçimin ikinci turunda oy vermekten kaçınan umutsuz seçmenlerden biriydi, ama şimdi yaptığının hata olduğunu, İran halkının kaderini seçim sandığı yoluyla değiştirmeyi öğrenmesinin zamanının geldiğini düşünüyordu.
Mahmelbaf, Musavi’yi devrimin ilk yıllarında, bir sanatçı topluluğu içinde tanıdığını belirtiyor bu yazısında. O yıllarda daha ziyade ressam olarak tanınan Musavi, aynı zamanda üniversitede sanat tarihi dersleri veren bir öğretim üyesidir. Genç yaşta Kültür ve İrşad Bakanı olarak göreve başlar. Başbakanlık konumuna geldiğinde ise sanatçı arkadaşlarının kendisinden uzak durmaya başladığını görür, bu nedenle onlara şu sözlerle teşekkür eder: “Sanatçının bağımsızlığı zaten, onun iktidara bir mesafe koymasını gerektirir.
Yazının devamını okumak için tıklayın.