Aslında Vanlı değil Alper, yıllar önce başka bir diyardan göç etti depremzede şehrin bir köyüne ailesiyle ve bu süreçte yaşanan kimi hadiselerin öznesi olarak, annesi Farahdiba Hanım’la birlikte “Bu sonbahar her şey farklı olacak” isimli öyküme katıldı. Öykü, Hande Öğüt’ün büyük bir sabırla hazırladığı Kadın Öykülerinde Doğu isimli kitapta yer alıyor. (Sel, 2011) “
Vanlı değil, ama bu şehrin bir köyüne yerleşmeyi başarmıştı kahramanımız, ailesiyle. Van her zaman göç alan bir şehir oldu, gölündeki muhayyel canavara karşılık. Akla Dostoyevski’nin Ecinniler’ini getiriyor süreç. İnsan suretindeki canavarlar kana doymuyorken, kim umursar gölün derinliklerine yaşayıp giden antik canavarı? Alper kelimelere, edebiyata, ayetlere dayanarak, yol almak istiyor ecinniler zulmeti içinde. Ondan gelen mesajları okurken, edebiyatla hemhâl olanlar için taşra diye kısıtlayıcı bir havza olmadığını düşünüyorum.
Deprem olduğunda hemen mesaj attım. Birkaç gün sonra cevap yazdı. “Bir gün içinde yanı başımızda yüzlerce insan öldü” diye anlattı. “Bizim köyde ölen olmadı çok şükür, ama yıkılan evler var ve insanlar hâlâ çadırda yaşıyor. Her şeyin değerini anlamayı hatırlattı Allah bizlere, örneğin bir hafta boyunca artçı sarsıntılarla yaşamanın ne kadar korku dolu olduğunu... Yer sallanmadan yaşamak ne kadar büyük bir lütufmuş, bilmemişiz. Her an yanı başımızda insanların cesetlerine ulaşıldığını duymak ne dayanılmazmış! Sürekli izlediğimiz tv’den her gün geçtiğimiz sokakların ve binaların yerle bir olduğunu gördük. Her sabah ölmeden uyandığımıza daha çok şükreder, daha fazla Allah’ı hatırlar olduk. Günlerce başını yıkayamamak ne kadar zor durummuş, bilmiyormuşuz. İki harften oluşan ‘ev’ dedikleri barınma ihtiyacı gören evlerimize günlerce girmekten korktuk; siz hiç kendi evinizden, eşyalarından korkar mısınız biz korktuk, korkuyoruz.
Yazının devamını okumak için tıklayın.