Medyasofa Girişim Grubu’nun misafiriydim, ocak ayı başlarında, Çamlıca’da bir mekânda. İsmen tanıdığım yazarlarla, habercilerle şahsen de tanışma fırsatı bulmuş oldum. Hangi konuyu açsan bir ucu medyaya değiyor. Gazetelerde çalışan, radyo ve televizyonda program yapan, sunan kadınlar, ayda bir toplanarak görüş alışverişinde bulunuyorlar. Amaçladıkları, internet yoluyla oluşturulan grubun somut ilişki ve faaliyetlere de açık olması. Grubun vizyonu internet sitesinde anlatılırken, medyadaki dil değişiminin altı çiziliyor: Hâkim medya diline ilişkin alternatif düşünceler üretmek, yeni bir dil ve inşai tavır oluşturmak...
“Sofa” kelimesinin çok zengin çağrışımları var. Evin hem girişine hem de bütün odalarına geçişlere/eşiklere, dolayısıyla mahalleye/muhite hâkim mekân, türlü seslerin çarpışarak karıştığı bir anafor hali sunuyor bazen, kimi zaman da mırıl mırıl mekik iğne oyalı mercimek köfteli keteli çay sofralarına özgü sesler yayıyor. Kadınların denetiminde bir ön/kamusal alan, söz konusu olan... Episteme’nin üstünlüğü adına eğreti bilgi sayılan şey (doxa), bir bakıma sofada ölçülür, tartılır, sokaklardan evlere, evlerden sokaklara çoğalarak azalarak dolaşırdı.
“Geleneksel kadın bilgisi” akışına tamamen açık bir zihne sahip olmadım hiç; çok erken yaştan itibaren aklım kitapların, dergilerin, soyut düşüncenin dünyası tarafından çelinmişti. Öte taraftan, geleneksel kadın bilgilerinin uzağında durmam söz konusu değil, hangi kadın anneannesinden çocuğuna daha sağlıklı süt verebilmeyi mümkün kılacak denenmiş bilgileri öğrenmeyi istemez... Yanık tedavisinde yumurta akının yüksek yararını, zencefilin sunduğu şifaları kitaplardan önce sofada öğrenmek mümkün olabilirdi.
Şimdi o eski pratik bilgilerin aktığı, şecere sayılarak derin bağlantıların açığa çıkartıldığı sofalar yok.
Yazının devamını okumak için tıklayın.