Tahran, kalabalık bir şehir. Resmî verilere göre 10 milyonun üzerinde olan nüfusu, Kerec gibi yakın şehirlerden akan nüfusla birlikte gündüz saatlerinde 13-14 milyona ulaşıyor. Yoğun trafik ve hava kirliliği gibi iki büyük meselesi olan şehrin havasını, bakımlı ve geniş parkları nispeten ferahlatıyor. Çok katlı eski beton binalar, hava kirliliğinden kaynaklanan bir kirliliği yansıtıyor, hangi renkte boyanmış olurlarsa olsunlar. Bu nedenle de belki, yaşlı apartmanların sağır duvarları resimlerle, yazılarla süsleniyor.
Eski mahallelerin alçak katlı binalarında cephe süslemeleri, kâgir örgü üzerinde yapılan oynamalarla sağlanmış. Bazen kırmızı, bazen de safran rengi olan bu kâgir duvarlar bir sükûnet yayıyor, binaların ve trafiğin sıkıştığı şehir merkezine doğru.
İranlılar tasvir yoluyla kendilerini ifade konusunda Müslüman toplumlar arasında farklı bir yerde duruyorlar.
Tahran’ın merkezine doğru ilerlediğinizde, sağır duvarları tamamen devrim ve savaşı yansıtan resimlerle kaplı yüksek binalar çıkıyor karşınıza. Mitinglerde yıllarca haykırılmış sloganlar yazılı oluyor, sağır duvarlarda. Savaşa sürüklenen topraklarda bu savaşın izleri yıllar geçse de kolayca silinmiyor. Ne yüreklerden ve hafızalardan ne de evlerden, ocaklardan.
Haft-Tir Meydanı’ndan Vel-i Asr Meydanı’na geçerken, Kerimhan Zend Caddesi üzerinde, solda, YÖK’ün İran’daki muadili olan 10 katlı
Sazman-ı Senceş ve Amuzeş binasının duvarında, ABD bayrağının öne çıktığı bir resim görüyorsunuz,
Down with the U.S.A. sloganıyla birlikte. Bayraktaki yıldızlar yerlerini kafataslarına terk etmiş.
Yazının devamını okumak için tıklayın.