1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:43
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Cihan Aktaş SINIR YAZILARI 11.09.2008
Cihan Aktaş
Türk kadınının temsili
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Cihan Aktaş - Türk kadınının temsili Cihan Aktaş - Türk kadınının temsili Cihan Aktaş - Türk kadınının temsili Cihan Aktaş - Türk kadınının temsili Cihan Aktaş - Türk kadınının temsili Cihan Aktaş - Türk kadınının temsili Cihan Aktaş - Türk kadınının temsili Cihan Aktaş - Türk kadınının temsili
Cihan Aktaş köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Kendinden menkul “Türk sosyetesi”nin, dünya sosyetesine Türkiye’yi tanıtma iddiasına sahip bir mensubu, “bu ülke”yi (yani aynı zamanda Cemil Meriç’in de ülkesi olabilecek kadar geniş bir ülkeyi) dünyaya yanlış tanıttığı için ‘türban’ı sevmiyormuş. “Modern kafalı birçok kadınımız var. Onları kullanmalıyız. Ama peşin söyleyeyim türbanlı olanları değil. Ben türbana karşıyım. Türban olayının özgürlük ve demokrasi kavramlarıyla uyuşmadığını ve Türkiye'nin imajını kötü yönde etkilediğini düşünüyorum” diye ifade ediyor görüşlerini. (Sabah Cumartesi, 2 Temmuz 2005)

Cumhuriyet tarihi boyunca ‘ulusalcı’ olarak adlandırılabilecek Türk kadın derneklerinin en önemli etkinlik alanı ve hedefi, Türk kadınının Batı dünyasındaki temsilini başörtüsünden kopartma ülküsü etrafında biçimlenmiştir. Yine de Türk kadını, Batı ya da Doğu ülkelerinde farklı bir şekilde tanınır. Batı ülkelerinde Türk kadını bütün ayırmaya dönük çalışmalara karşılık, sıklıkla İranlı ve Suudi Arabistanlı kadınlarla aynı bağlamda, aynı fotoğraf kareleri içinde değerlendirilir. Bütün aktif verileri unutturacak kadar baskındır ve çekici görünür o fotoğraf karesi işte: Dünyayı kafesli balkonların gerisinden, birer Rossetti tablosundan düşmüş gibi mahmur gözlerle izleyen, aynı zamanda maço Türk erkeğinin aşağılamalarına maruz kalan acınası mahlûklardır Türk kadınları, bu ele alışta...

Doğu ülkelerinde ise Türk kadını, neredeyse elli yıldır Türk edebiyatının kahramanları ve sinema yıldızları kanalıyla anlaşılmakta.

Bakü’de yaşadığım yıllarda, Rus Dili ve Edebiyatı bölümünde öğrenci olan komşu kızı Ayten bir gün, “Bizim duyduğumuza göre Türkiye’de Türkan Şoray ağladığında bütün kadınlar ağlar, güldüğünde ise gülerlermiş, doğru mu bu,” diye sormuştu. (Babası ismini, bir Reşat Nuri romanından almış Ayten’in, bunu da eklemeliyim.)

Hüseyin Akın, Geçmiş Günler Matinesi (Artus; 7007) şeklindeki başlığından da anlaşıldığı gibi daha ziyade sinema ve popüler kültür etrafındaki denemelerden oluşan kitabında, Film Adamları bölümünde yer alan “Yok Olan Sarayın Yıkılmayan Sultanı: Türkan Şoray” başlıklı denemesinde benzeri bir temsil yeteneğini irdeliyor. Akın’a göre sinemada Türk kadın prototipini yansıtmakta Şoray kadar başarılı olan yoktur. Öyle ki yaşlısı genciyle Şoray ismi bir imgeye dönüşmüş, efsaneleşerek herkesin âşık olduğu bir fotoğraf haline gelmiştir. Bu bakışın erkeklere özgü olmadığının ispatı ise, “Türkan Şoray Kirpiği” ismiyle motifler dokuyan bir anneler kuşağıdır. (Sf, 132, 133.)

Şoray’ın Türk kadınını temsili konusunda Akın’ın görüşlerine bütünüyle katıldığımı söyleyemem. Sonuçta her ‘star’ bir kurgunun ürünüdür. Fakat bu ünlü oyuncunun 80’li yıllara kadar filmlerinde ağırlık kazanmış olan, her şeye rağmen erkeğine sadık kalan anaç ve “yerli” bir güzelliğe sahip kadın tiplemesiyle, geniş kitlelerce benimsendiği de bir gerçeklik.

Azerbaycan halkı Türk televizyonlarını izlemeye başladığında, gençler magazin programlarının gedikli simalarını giyim kuşamları ve hayat tarzlarıyla birer model olarak taklit etmeye çalıştılar. Sonraları Tansu Çiller, Türk kadınının politikada güç kazanmasının temsilcisi olarak tanındı.

Japon arkadaşım Noriko 90’lı yılların başlarında Türkiye’ye geldiğinde, ismine aşina olduğu bir tek Türk kadını vardı: Emel Sayın.

İran’da da devrimden önce Türk kadının temsilcisi Emel Sayın sayılırdı, iki ülke arasında gerçekleşen ortak film yapımlarında başrolde oynadığı için olsa gerek.

İran toplumunun bir kısmı Türk kadınlarını diziler kanalıyla tanır ve tanımlar. Bu ülkede 90’lı yıllarda kimi kesimlerde uydu kanalıyla televizyon ekranlarında izlenen Hülya Avşar ve Sibel Can gibi popüler yıldızlar, Türk kadınının tipik temsilcileri sayıldılar.

Camille Paglia’cı bir yorumla, Anadolu’nun sayısız medeniyete beşik ve mezar olmuş toprakları, anaç görünümlü, Willendorf Venüsü heykelciği çağrışımlı idoller üretmeye yatkın sanki.

Bu arada geçen yıllar içinde İran’da Türk kadını modeli görüşü bağlamında bir kuşak değişimi yaşandı. Türk televizyonlarındaki dizileri izleyen İranlılar, bu dizilerin oyuncularını tanımaya çalışıyorlar. Tahranlı gençler mesela Yaprak Dökümü dizisinin oyuncularının hakiki kimliklerini merak ediyorlar. Bakü’de olduğu gibi, Reşat Nuri yine karşımıza çıktı, bakınız.

Dindar kesimler ise Emine Erdoğan ve Hayrünnisa Gül üzerine sorular yöneltiyorlar. Sorularının içeriğinde, ‘başörtülü bir kadının Türkiye’de üst düzey makamlarda eş olarak dahi görünebilmesi” konusundaki şaşkınlık tonu, bir hayli belirgin.

 

Diğer Cihan Aktaş Makaleleri:
  1. CHP ve İran tarzı başörtüsü - 30.08.2010
  2. Hrant Dink ve annem - 23.08.2010
  3. Oruç misafiri - 16.08.2010
  4. Negatif ayrımcılık her yerde - 09.08.2010
  5. “KUZEY” VE İŞKENCE - 02.08.2010
  6. Çoban ve referandum - 26.07.2010
  7. Sinemanın Bosnalı kadınlara borcu - 19.07.2010
  8. Dağ yolcusunun dersleri - 12.07.2010
  9. Öğrenme yolları ya da Angelika - 05.07.2010
  10. Kürt meselesinde özeleştiri zamanı - 28.06.2010
  11. Bir yerin bir insana dönüşmesi - 21.06.2010
  12. Sahnede utanma sebebi, çocukla - 14.06.2010
  13. Bu çağın kahramanlığı - 07.06.2010
  14. Kalabalıkların yürüyüşü, nereye... - 31.05.2010
  15. İran’ı dünyadan yalıtmak - 24.05.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Türk kadınının temsili - Cihan Aktaş
03.09.2010 06:43:39