Almanya vizesi için istendiği şekilde biyometrik, yani yüzün verilerini gerçeğe-tanınmaya uygun şekilde yansıtan fotoğrafı çekebilecek bir fotoğraf stüdyosu arıyordum. Tesadüf bu ya, önüme çıkan stüdyonun sahibi, otuz yıl Almanya’da yaşamış. Ailevi sorunlar yüzünden Türkiye’ye dönmüş olsa da, aklı bir yanıyla “temiz, düzenli, disiplinli ve dakik” Almanya’da.
Türkiye toplumuna, Türk politik hayatına bakışı bir hayli karamsar. Eleştirilerini peş peşe sıralıyor:
“Kaldırımlar her sene, her sene yeniden yapılıyor. Almanya’da ise bir şirket kaldırımları yapacaksa, dayanıklılığı konusunda en az 80-100 sene garanti vermelidir. Belediyelerimiz görünüşü kurtarmaya dönük işlere eğilimli. Parkları güzelleştiriyorlar, doğru. Ama bakalım bir araştırma yapılmış mı çiçeklerin, özellikle ağaçların uygun iklim şartlarına göre seçilmesi konusunda...
İnsanlar suyu habire israf ediyor. Temiz musluk suyuyla araba yıkanmaz. Ben stüdyomun zeminini, meyve yıkadığım sularla temizliyorum.
Su ile tarih katlediliyor bir de. Baraj yapacağız diye, tarihî eserler gözden çıkarılıyor.
Sabahları sahil yolunda yürürken kedi-köpek mamaları, çekirdek kabukları, mangal partisi çöpleri görmek istemiyorum.
İktidar sahiplerinin lüks araba kullanma heveslerini hiç anlayamıyorum. Çek bir Toyota altına, niye yetinmiyorsun ki bununla... Sen bu kadar zengin bir ülkenin yöneticisi misin?
Kaldır minibüsleri, koy iki körüklü tramvay, çöz trafik sorununu.
Çöp kutuları pekala pedallı yapılabilir. Elini sürmeden kullanabilirsin.
Yazının devamını okumak için tıklayın.