1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:29
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Cihan Aktaş SINIR YAZILARI 25.08.2008
Cihan Aktaş
Türkiye’nin biyometrik fotoğrafı
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Cihan Aktaş - Türkiye’nin biyometrik fotoğrafı Cihan Aktaş - Türkiye’nin biyometrik fotoğrafı Cihan Aktaş - Türkiye’nin biyometrik fotoğrafı Cihan Aktaş - Türkiye’nin biyometrik fotoğrafı Cihan Aktaş - Türkiye’nin biyometrik fotoğrafı Cihan Aktaş - Türkiye’nin biyometrik fotoğrafı Cihan Aktaş - Türkiye’nin biyometrik fotoğrafı Cihan Aktaş - Türkiye’nin biyometrik fotoğrafı
Cihan Aktaş köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Almanya vizesi için istendiği şekilde biyometrik, yani yüzün verilerini gerçeğe-tanınmaya uygun şekilde yansıtan fotoğrafı çekebilecek bir fotoğraf stüdyosu arıyordum. Tesadüf bu ya, önüme çıkan stüdyonun sahibi, otuz yıl Almanya’da yaşamış. Ailevi sorunlar yüzünden Türkiye’ye dönmüş olsa da, aklı bir yanıyla “temiz, düzenli, disiplinli ve dakik” Almanya’da.

Türkiye toplumuna, Türk politik hayatına bakışı bir hayli karamsar. Eleştirilerini peş peşe sıralıyor:

“Kaldırımlar her sene, her sene yeniden yapılıyor. Almanya’da ise bir şirket kaldırımları yapacaksa, dayanıklılığı konusunda en az 80-100 sene garanti vermelidir. Belediyelerimiz görünüşü kurtarmaya dönük işlere eğilimli. Parkları güzelleştiriyorlar, doğru. Ama bakalım bir araştırma yapılmış mı çiçeklerin, özellikle ağaçların uygun iklim şartlarına göre seçilmesi konusunda...

İnsanlar suyu habire israf ediyor. Temiz musluk suyuyla araba yıkanmaz. Ben stüdyomun zeminini, meyve yıkadığım sularla temizliyorum.

Su ile tarih katlediliyor bir de. Baraj yapacağız diye, tarihî eserler gözden çıkarılıyor.

Sabahları sahil yolunda yürürken kedi-köpek mamaları, çekirdek kabukları, mangal partisi çöpleri görmek istemiyorum.

İktidar sahiplerinin lüks araba kullanma heveslerini hiç anlayamıyorum. Çek bir Toyota altına, niye yetinmiyorsun ki bununla... Sen bu kadar zengin bir ülkenin yöneticisi misin?

Kaldır minibüsleri, koy iki körüklü tramvay, çöz trafik sorununu.

Çöp kutuları pekala pedallı yapılabilir. Elini sürmeden kullanabilirsin...”

Bu, Türkiye’nin Almanya deneyimine sahip bir vatandaşının çektiği biyometrik fotoğrafı. Bir Britanya bankasının reklamında görünmüş olan fotoğraf sanatçısı ise, on yıldır yaşadığı bir ülke olan Türkiye’nin biyometrik fotoğraflarıyla ilgili değil. Geçmişi bugünde arıyor ve anlaşılan, buluyor da... Memleketimizi büyülü, sırlı, sürekli farklı sahneler sunarak kendisini şaşırtan bir ülke olarak tanımlıyor. Her köşesinde ayrı bir yüz, her köşesinde ayrı bir ışık... Britanyalı fotoğrafçının gözünde, Türkiye böyle bir ülke. Şu var ki reklam, bir banka için hazırlanmış. Fotoğraf sanatçısı kahramanının ifadeleri ne kadar coşkulu olursa olsun, bir banka ağının reklam metni olarak anlam kaybına uğruyor.

Peki, Almanya’da otuz yılını geçirmiş fotoğrafçımızın toplumsal gerçeklerden kopacak kadar ele karıştığı söylenebilir mi?..

AB konusunda teyakkuz halindeki bir Türk vatandaşı ise işte şöyle cevaplar verebilir, Türkiye’yi Almanya ile kıyaslayarak didik didik eden fotoğrafçımıza: ‘Öyledir, ince ince işlenmiştir Avrupa ülkelerinin kıt toprakları. Fakat heyecan ve coşkudan yoksun bir hayat sürdürüyor insanlar oralarda. Yüzleri “öteki” korkusuyla gerilmiş. Yine de heyecanı ve coşkuyu, dahası sanatsal ilhamı bulmak için Doğu ülkelerine seferler düzenliyorlar. Üstelik uygarlık algıları kirli ve sapkın arzuları gibi ölümcül zehirler barındıran çöp varillerini de Türkiye’yi de içine alan ülkelerin denizlerine ve topraklarına göndermelerini engellemiyor.

Bizimse, insanlarımız bir türlü şehirlileşemiyorsa, bunun nedeni hesapsız göçler.

Toprağa dokunma özlemiyle bulduğu çimlik alana yayılıyor, dar gelirli vatandaş.

Belediyeler düzgün çalışsa, vatandaş da suyu doğru kullanmayı öğrenir. Su, sanki “sudan ucuz” sözünün hatırına, ucuz mu ucuz bu memlekette...’

Biz buyuz işte: Şarklı ve Akdenizli. Karmaşık. Müslüman Saati ile Modern Saat arasındaki bağdaşmayı hâlâ ayarlayamamakla malûl. Heyecanlı ve coşkulu. Düzensizlikten bir düzen çıkarma yeteneğine sahip. Bu nedenle de hayatımıza Kâhtalı Mıçı türkülerini katan minibüs kültüründen kopamayız. Minibüslerin yok olduğu bir İstanbul, tıpkı cep telefonunun icadı gibi sarsıcı bir etki uyandıracaktır, edebiyatımızda.

Minibüslere inip binerek, yanlış iskelelere yanaşan vapurlardan aceleyle atlayan yolculara karışarak, elimdeki vize dosyasıyla tam zamanında çaldım işte seyahat şirketinin kapısını. Sırada bekliyorum. Karşımdaki afiş, sular seller altında kalacak Hasankeyf’i hatırlatan sahneler sunuyor. “Sizi Doğu’nun büyüsüne çağırıyoruz.”

Klişe bir cümle. Reklam cümlesi. Fakat fotoğraf-lar güçlü.

Hasankeyf’i içine alan bir davetle başlamıştı bu yaz benim için, onu hatırlatan bir afişten yükselen seslerle sona ermek üzere.

Daha iki ay olmadı, Naman ve Songül Bakaç’la tırmanıyorduk Hasankeyf’in küçük sarayının gizli çıkış merdivenlerinden.

Ağıtları duyuyorum, çığlıkları; suda boğulan tarihin sesini...

Aklı Almanya’da kalmış olan fotoğrafçı haklı: Suyun katliama zorlandığı bir ülke, Türkiye.

 

Diğer Cihan Aktaş Makaleleri:
  1. CHP ve İran tarzı başörtüsü - 30.08.2010
  2. Hrant Dink ve annem - 23.08.2010
  3. Oruç misafiri - 16.08.2010
  4. Negatif ayrımcılık her yerde - 09.08.2010
  5. “KUZEY” VE İŞKENCE - 02.08.2010
  6. Çoban ve referandum - 26.07.2010
  7. Sinemanın Bosnalı kadınlara borcu - 19.07.2010
  8. Dağ yolcusunun dersleri - 12.07.2010
  9. Öğrenme yolları ya da Angelika - 05.07.2010
  10. Kürt meselesinde özeleştiri zamanı - 28.06.2010
  11. Bir yerin bir insana dönüşmesi - 21.06.2010
  12. Sahnede utanma sebebi, çocukla - 14.06.2010
  13. Bu çağın kahramanlığı - 07.06.2010
  14. Kalabalıkların yürüyüşü, nereye... - 31.05.2010
  15. İran’ı dünyadan yalıtmak - 24.05.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Türkiye’nin biyometrik fotoğrafı - Cihan Aktaş
03.09.2010 06:29:34