Erkeklerin Dünya Kupası, keçiboynuzu tadında bir finalle veda ederken sezonun en sevdiğim bölümlerinden birine geldik. 20 Yaş Altı Kadınlar Dünya Kupası, Almanya’da başladı. Kadınlar futbolunu çok seviyorum, hatta erkeklerin futbolundan daha da fazla. Neden derseniz kadınlar futbolu, futbolun hâlâ oyun olduğu dünyanın bir parçası. Dünyada yalnızca İsveç’te ve Amerika’da toplam iki profesyonel lig var ve orada kazanılan paralar erkeklerinkiyle kıyaslanmayacak kadar az. Kadın futbolcular, bu oyunu kendilerinden maddi-manevi fedakârlık ederek oynuyorlar. Topa girerken kafalarında “sakatlanırsam milyon dolarlar uçar” fikri olmadan, tutkuyla... Sabah antrenmana, öğleden sonra işe koşturmak erkek futbolcular için hayal bile edilemeyecek bir durum, oysa kadınlar için hayatın bir gerçeği. Ve tabii bir de en kırıcısı, hiçbir zaman ciddiye alınmamak var.
Kadın futbolcular için sürekli profesyonel erkek futbolcularla kıyaslanmak artık vaka i âdiyeden oldu. Bu karşılaştırma, aslında dünyanın en adaletsiz, en sinik karşılaştırması. Öncelikle kadınlarla erkekler futbolda hiçbir şekilde eşit olanaklara sahip değiller. Erkek futbolcular, kadınların maruz kaldığı zorluklarla uğraşmak zorunda olsaydı acaba ortalıkta kaç erkek futbolcu kalırdı? Mesela erkekler futbolu Batı’da 20. yüzyılın ilk yarısında kadınlarda olduğu gibi elli yıl yasaklı kalsaydı? Hâlâ tam profesyonellik olmasaydı ve düzenli antrenman yapılamasaydı?
Dahası, bu karşılaştırma çok saçma.
Yazının devamını okumak için tıklayın.