Bayrampaşa Cezaevi’ni cehenneme çeviren “Hayata Dönüş Operasyonu”nun üzerinden on yıl geçti. Davada yalnızca erler yargılanırken emirleri veren komutanlar iddianame dışında tutuldu. İddianamede büyük eksikler ve maddi hatalar var. Dönemin Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, operasyonun bir “devlet kararı” olduğunu açıkça itiraf ettiği hâlde yargılanmıyor.
2004’te Mardin Kızıltepe’de 12 yaşındaki Uğur Kaymaz, “terörist olduğu iddiasıyla” öldürüldü. Kaymaz’ı öldüren polisler beraat etti, Yargıtay kararı onadı.
Yine 2004’te, Van Özalp’teki kışlanın adı “Orgeneral Mustafa Muğlalı Kışlası” olarak değiştirildi. Temmuz 2010’da Meclis İnsan Hakları Komisyonu, olayı Muğlalı’yı aklama çabası olarak değerlendirdi ve bu ismin değiştirilmesini, kışlanın halkın huzurunu bozmaması için şehir dışına çıkarılmasını istedi. Hükümet, Ağustos 2010’da ismi savundu ve değiştirilmesini engelledi. Mustafa Muğlalı, 1943’te 32 Kürt Türkiye vatandaşını bilinen bütün hukuk ve insan hakları normlarını çiğneyerek kurşuna dizdirmişti.
Hrant Dink, 19 Ocak 2007’de gazetesinin önünde arkasından vurularak öldürüldü. Bağıra bağıra gelen cinayette ihmali, kusuru bulunanlar yargı önüne çıkarılamadı, “soruşturulmasına gerek görülmedi”. İhmal zincirini ortaya çıkaran gazetecilere davalar açıldı, haklarında katil zanlısına istenenden daha yüksek cezalar istendi. Bu arada AİHM’de Dink’in 301’den aldığı cezayla ilgili devlet adına savunma veren hükümet, Hrant Dink’i Nazilere benzetti.
Yazının devamını okumak için tıklayın.