Referandum mevzuunda etrafımda beş tür insan mevcut.
İlk üç türü, futboldaki “üç ihtimalli bir maç” kıvamında klasik bölünmenin tarafları oluşturuyor.
Evetçiler, hayırcılar ve boykotçular...
Dördüncüler ise kararsızlar.
Kararsızlar ellerinden geldiğince bir tarafın adamı olmamak için çaba sarf ediyor ama neticede büyük çoğunluğu 12 eylül günü ilk üç türün arasındaki yerlerini alacaklar.
Peki, geriye ne mi kaldı?
Müsaadenizle açıklayayım.
Bir de Acı Çeken Ruhlar (AÇR) var kıymetli Vaziyet okurları.
Nasıl bir tür mü onlar?
Mümkünse 12 eylülde bir günlüğüne sonsuza ışınlanıp ortadan kaybolmayı hayal edenler. 11 eylül gecesi yatıp, 12 eylülde “oy kullanma işlemi sona erdi” olduğunda kalkmayı planlayanlar.
Yani “Referanduma yatmak” isteyenler.
Memlekette son birkaç aydır yaşananlardan her yeri diken diken olanlar.
O dikenlerin ruhlarına ölene kadar batacağını bilenler.
Evetçiler, hayırcılar ve boykotçuların yaşadığı “İnanç patlaması” karşısında kendilerini dibine kadar “İnançsız” hissedenler.
“Yaşasın”, “kahrolsun” seslerini duymamak için, anne babası kavga eden çocuklar gibi kulaklarını elleriyle tıkayıp kendi şarkılarını söyleyenler.
Her gün gazeteleri, “Bu iş zor çok zor Yonca” şarkısını mırıldanarak okuyanlar.
Ve...
Kimsenin bir şey yapmasına gerek kalmaksızın, çektikleri acıyla kendi kendilerini bertaraf edenler.
Yazının devamını okumak için tıklayın.