Altı yaşındaki çocuk trene biniyor hayatında ilk kez.
Tren dediysem yük vagonu...
Ailenin tepesine iki jandarma dikmişler.
Herkesi ölüm korkusu sarmış.
Nereye götürüldüklerini bilmiyorlar.
Alktı aylık Ayten annesinin kucağında, Perihan eteğine yapışmış.
Altı yaşındaki Cemalettin uyuyor numarası yapıyor kıvrıldığı yerde.
Ama aslında konuşulanları dinliyor.
Büyükler çocukları korkutmamak için alçak sesle konuşuyorlar aralarında.
Babasıyla amcası tartışıyor.
Babası, “Yok canım, öldürecek olsalar öldürürlerdi” diyor.
Yol uzun, git git bitmiyor.
Cemalettin’in fena halde çişi geliyor.
Ama yük vagonundan tuvalet ne arasın.
Cemalettin altına kaçırmak üzereyken tren bir yerde iyice yavaşlayıp durur gibi oluyor.
Hemen atlıyor aşağıya, çişini yapıyor ama tren de hareket ediyor o esnada.
Babası son anda yakalayıp içeri çekiyor.
Bir yandan poposuna vuruyor, bir yandan öpüyor oğlunu...
Poposuna tokadı yiyen o çocuk seneler sonra Türkçenin en büyük şairlerinden biri olan Cemal Süreya.
Yük vagonunda bir yandan altına kaçırmamak için debelenirken diğer yandan etrafındaki tarih öncesi köpeklerin havlamalarını aklına kazıyan o çocuk seneler sonra şöyle anlatacaktı yaşadıklarını: “Bizi bir kamyona doldurdular. Tüfekli iki erin nezaretinde. Günlerce yolculuktan sonra bir köye attılar. Tarih öncesi köpekler havlıyordu. Aklımdan hiç çıkmaz o yolculuk, o havlamalar, polisler.
Yazının devamını okumak için tıklayın.