Gına geldi yeminle.
Referandum vesilesiyle, haftalardır gazetelerin birinci sayfalarını kaplayan bir haber türünden.
“Ayşe Teyze ‘evet’ diyecek çünkü 12 Eylül döneminde yürüyen çamaşır makineleri nedeniyle çektiği acıları unutamıyor...”
Veya..
“Emekli Kâtip İsmet Bey ‘hayır’ diyeceğini açıkladı çünkü hükümetin amacının yargıyı ele geçirmek olduğunu söylüyor...”
Gazeteler her gün meşreplerine göre, bu tarz bir haber patlatıyor.
İnsan hikâyeleri üzerinden haber yapmak güzel iş, eyvallah.
İnsanların yaşadıklarına, çektikleri acılara, görüşlerine filan da saygım sonsuz ama ipin ucu kaçınca söylenenler anlamını yitiriyor.
Şu 12 eylül bir geçse de en azından kafayı takacağımız yeni bir gündem maddesi vesilesiyle psikopata bağlasak.
Son zamanlarda birçok evde olduğu gibi geçenlerde biz de gergin bir gece geçirdik kadim dostum Vatoz’ların evinde.
Mevzu elbette “evet-hayır” meselesiydi.
Vatoz televizyonda “hayır” cephesinden bir siyasetçinin konuşmasını dinlerken homur homur söylenince olanlar oldu.
Bizimle birlikte salonda oturan Vatoz’un büyükbabası (kendisi eski tüfek komünistlerdendir), bu homurtuya ateşle karşılık verdi.
Ve bize sıkı bir anti-evet kampanyası diskuru çekti. Dostum bunun üzerine, “Tamam da büyük baba ben ‘evet’i değil ‘Yetmez ama evet’i savunuyorum” demek gafletinde bulundu.
Yazının devamını okumak için tıklayın.