Yazı işlerinin, televizyonların “mutfağından” erken emekli olmuş birkaç arkadaş oturuyorduk.
Masada ağır bir copy paste terörü, copy paste demeçleri, copy paste acıları havası hâkimdi.
“Bazen bu sorunun hiç çözülemeyeceğini düşünüyorum, böyle sonsuza kadar sürecek gibi hissediyorum” dedi aramızdan biri.
Benim gözüm gazetedeki 24 şehit için verilmiş başsağlığı ilanındaydı.
Siyah-beyaz fotoğrafların altında 1990 ve 1991 yazıyordu doğum tarihleri olarak.
20 yaşında ölmeyi düşündüm.
20 yaşında ölmüş olsam şimdiye kadar yaşadığım neleri yaşamayacaktım diye geçti aklımdan.
Altından kalkamayacağım bir liste belirdi kafamda.
O sırada senelerce birinci sayfa çizmiş bir arkadaşımız gazeteleri işaret ederek dedi ki, “Kaç tane böyle elde silah mehmetçikli, tepesinden uçak uçurduğum sayfa çizdim tahmin edemezsiniz...”
Aramızdan bir başkasına göre ise bu sıralarda en güç iş yazı işlerinde çalışanların.
Zerre kadar inanmadan atılan başlıklar, yapılan sayfalar, tampon bölgeler, hava destekli kara harekâtlarıyla yapılan “temizlik”ler, geniş çaplı operasyonlar, hiç bitmeyen “bu kez bitecek”, “çembere alındılar” muhabbetleri...
Sayıların soğuk ve sahtekâr diline kalsa diyor arkadaşımız, şimdiye kadar birkaç PKK “bitti”, yerine yenisi geldi; çembere almaya ise kararlılıkla devam ediyoruz...
Benim gözüm elektrik borcunu ancak vatan borcu ile ödeyebilen şehidin evinde.
Kesik olan elektriğin artık açıldığı o fakir evde.
Yazının devamını okumak için tıklayın.