Medeni memlekette yaşamak başka oluyor canım.
Sabah uyandım, evin diğer şahsiyeti medeniyet dili Türkçe ile “günaydın” dedi bana.
Her sabah “Rojbaş” diyen bir sevgilim olmadığı için ne kadar şanslı olduğumu düşünüp medeni halime şükrettim.
Gerçi benim cevabım hafif tertip homurdanmak tadında çıktı ama bunun sebebi Kürt olup medeni olmayan bir dilde “günaydın” demem değil yeminle.
Sadece uyanmam ile ilk kahve arasında geçen müddet esnasında “lanet” bir adam oluşum.
Daha sonra medeni bir çift olmanın mutluluğuyla birbirimize bakıp, güne başladık.
Evin diğer şahsiyeti üç-beş kelime de olsa medeniyet dilini bilen köpeğimizi salona çiş yaptığı için gayet medeni bir Türkçe ile fırçalarken, ben de medeni memleketimin medeni gazetelerini kapıdan aldım.
Önce, kendi dilini konuşmasını yasakladığımız bir halkın yaşadığı coğrafyada yapılan son operasyonu ve gözaltıları okudum gazetelerde.
Ardından, gözaltında kaybedilen ve seneler sonra toprak altından kemikleri çıkan aynı halka ait haberlere gözattım.
Böyle bir medeniyetin parçası olduğum için gurur duydum.
Ne mutlu ... ... dedim kendi kendime.
Sonra evin diğer şahsiyetini çağırdım, haberleri ona anlattım, o da çok mütehassıs oldu ve birlikte tekrarladık: Ne mutlu ... ...!
Biz birlikte bağırınca, köpeğimiz de gaza gelip havladı.
Çok medeni değildi kullandığı lisan ama bizimle “duyguda birlik” ilkesini uyguladığını düşünüp onu affettik.
Yazının devamını okumak için tıklayın.