Kapıdan çıkıyordum, bizim eski mahallenin korsan taksi şoförü İsmet Abi’yle karşılaştım.
Eski mahalle hikâyelerinde sıra İsmet Abi’ye gelmeden oradan taşındık, dolayısıyla size ondan bahsedemedim.
Şöyle özet geçeyim, sıkı bir İnönü hayranıdır ve enteresan adamdır kendisi.
Gerçek adı ne valla bilmiyorum, sürekli anlattığı, çoğu babasından yadigâr İsmet İnönü hikâyelerinden bunalan eşi dostu bir gün sonunda “Bundan sonra senin adın İsmet olsun” demişler.
Gerçi anladığım kadarıyla etrafındakiler hafif tertip dalgalarını geçmek için yapmışlar bunu ama kendisi o günden beri yeni ismini gururla taşımaya devam ediyor.
Senelerin şoförü İsmet Abi CHP’lidir ama İsmet Paşa’nın hatırına, yoksa Baykalmış, Kılıçdaroğluymuş hiçbiriyle işi olmaz.
Okuduğu belli gazeteleri, belli köşe yazarları vardır.
Onları birkaç kez okuyup iyice ezber etmeden Sarıyer’den Kurtköy’e gidiş- dönüş müşteri çıksa kendi deyimiyle “tekerlek dönmez”.
Arabasına müşteri olarak binmiştim, öyle tanışmıştık.
Önce hafif hafif memleket meselelerine girmiş, zarf atıp meşrebimi anlamaya çalışmıştı.
Ama “yeni tanıştığın taksici ve berberin yanında sakın siyaset konuşma” kuralını uyguladığım için daha beni çözemeden yol bitmişti.
Zamanla samimi olduk, gerçi kesinlikle okumazdı ama bizim gazeteye de benim yazılara da acayip kızardı.
Bir yandan da beni sevmişti.
Bir keresinde dertlenip, “Yahu sen iyi çocuksun da aslında... Nasıl böyle oldun?” demişti de epey gülmüştük.
Her neyse, neticede İstanbul’a bir haftadır kar yağıyordu, bahçemizde kar kalınlığı 30 cm.
Yazının devamını okumak için tıklayın.