Soru: Sivilay Abla selamlar, her gün kendimi Nişantaşı’nın cafelerine atmak istiyorum. Pahalı şampanyalar patlatmak, 360’ın menüsündeki en pahalı yemekleri söyleyip yarısından çoğunu tabakta bırakmak istiyorum. Hedonizmin sınırlarını aşmak istiyorum. Ama Deniz Gezmiş’in idamının yıl dönümünde de televizyonlarca çağrılan olmak, Denizden konuşmak, Denizlerce çoğalmak istiyorum. Che beremi takıp, Ciao Bela ile coşmak istiyorum. Yalın ayak yere basmak istiyorum. Ne eksiğim var ottan, böcekten; bende onlar gibi ‘up’ olmak istiyorum. (Ertuğrul Yılmaz)
Cevap: Sevgili Evladım, 68 kuşağı deyince ilk akla gelen de olmak istiyor musun? Cevabın evet ise, endişelenecek bir şey yok. Her mayıs ayının başında ortaya çıkan, bahar yorgunluğundan sonra en sık rastladığımız vakadır. Biz buna “şark usulü 68 kuşağı sendromu” diyoruz. Daha önce bana bu konuda başvuran bir grup hastam olmuştu. Onlara bir takım önerilerde bulunmuştum. Bu çatışmalı durumdan kurtulmak için bir gazete çıkarıyorlar. Adı neydi bakayım... Marjinal miydi?.. Hah anımsadım anımsadım, Radikal. Hatta bir değil bazen iki tane de çıkarıyorlar. Sen de onlara katılabilirsin. Aslında hiçbir şey yapmasan da biraz sabredince geçiyor. Önümüz yaz. Havların ısınmasıyla gevşersin. Birkaç ay içinde bu kırıklığı üzerinden atarsın.
Yazının devamını okumak için tıklayın.