Soru: Sevgili Sivilay Abla! Herkeste aynı soru: Nasıl bu hale geldik? Parti kapatma, baskınlar, şehirlerde çatışmalar. Herkes olan bitene provokasyon diyor ama herkes provokasyona geliyor. Nedir bu hal ve nasıl çıkarız? (Polat Kaya)
Cevap: Sevgili Polat, bir sadistle bir mazoşist gemi kazasından kurutulup bir adaya düşmüş. Adaya düştükleri andan itibaren, sadist deli gibi karşısındaki adama işkence etmek istiyor, mazoşist de kendisine işkence edilmesi için can atıyormuş. Ancak birbirlerinin bu iç konuşmalarından, çarpık ruh hallerinden haberleri yokmuş. İki taraf da birbirini uzun uzun kesmiş, günlerce süren bir sabır ve sinir harbi yaşanmış. Bu psikolojik dayanıklılık savaşında ilk mazoşist çözülmüş. “Ne olur bana işkence et, ben mazoşistim, dayanamıyorum artık” diye yalvarmaya başlamış.
Sadist adam sabretmenin mükâfatını almış. Karşısındaki adamın mazoşist olduğunu öğrenmiş olmanın şaşkınlığı kısa bir süre sonra yerini sadistçe bir gülümsemeye bırakmış ve “Et-miy-ceeeem” demiş.
Bizim mazoşistler de sadistler de ilk dakikadan koyuveriyorlar. Olay budur.
İçimizi dökmeden
Soru: Sevgili Sivilay Abla, gazeteniz Kürtlerin yaşadığı kötü olayları sık sık hatırlatan haberler yapıyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.