Sevgili okurlarım, geçen iki hafta Kürt Meselesi’yle ilgili klişeler üzerine konuşmuştuk. Bu hafta İlker Başbuğ’un TV konuşması ile ilgili sorularınızı cevaplıyorum. Anlayacağınız aynı konuda devam ediyoruz. Bir iki hafta daha bu konuyu işleyip ardından yazlık yazılara geçeceğim. Sorularınızı bekliyorum.
***
Soru: Sevgili Sivilay Abla, Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, “Terörist cenazesine giden milletvekili dağa gitsin” dedi. Belediyeler de bu cenazeler için cenaze arabası tahsis ediyor. Bu davranış Türk milletinin hassasiyetini hiçe saymak, teröre yandaşlık etmek değil midir? (Selçuk Gülercan)
Cevap: Sevgili Selçuk, yeryüzündeki tüm hukuk sistemlerinde cezasını çekmiş bir kişi suçsuzdur. Yine yeryüzündeki en ağır ceza ölüm cezasıdır.
Bu durumda devletin güvenlik güçleriyle çatışmaya girmiş bir terörist öldükten sonra artık terörist değildir. O artık annesinin, babasının, kardeşinin, akrabalarının, arkadaşlarının ölüsüdür. İnancına göre defnedilmeyi ve arkasından gözyaşı dökülmeyi her insan kadar hak etmiştir. Belediyenin araba vermesi, eş dostun taziyeye gitmesi normaldir.
Cenazenin teröristi olmaz.
Devlet ile eşkıya arasındaki en temel farklardan bir tanesi düşman ölüsüne yapılan muamelede ortaya çıkar. Devlet ölüden hınç almaz. Devlet her ölüye saygı duyar.
Yazının devamını okumak için tıklayın.