Soru: Sevgili Sivilay Abla, geçen haftalarda yazdığın enfes emlak yazıları üzerine sana danışmaya karar verdim. Zaten ruh ve sivil hastalıkları uzmanısın. Barınma da sivil bir konu ve eviniz bazen sinirlerinizi bozabiliyor. Efendim, ben Kuzguncuk sırtlarında Boğaz gören küçük bir evde oturuyordum. Yokuştu, park yeriydi derken sattık savuşturduk, bankaya da borçlandık ve bir rezidansın otuz yedinci katından daire satın aldık. Havuzu var, fitness salonu var dedik manzaramızdan feragat edip, senin deyiminle “Pazar sabahı 130 km. hızla giden otomobil ile köprüye on beş dakika” mesafede olan sitemize taşındık.
Allah sizi inandırsın sekiz ayda üç kez havuza, iki kez fitness salonuna gittim. İşten eve döndüğümde kravatımı bile çözesim gelmiyor. Karım da ben de daha önce hiç olmadığı kadar eve iş getirmeye başladık. Şen yuvamızı kasvet sardı. Acaba bize nazar mı değdi yoksa yüksek rakım mı çarptı? Bize yardım edin, yuvamızı kurtarın. (Efecan Baturlu)
Cevap: Sevgili Efecan oğlum, senin derdine çare bulabilmek için haftasonumu o hill senin bu konak benim gezerek geçirdim. Sorunu yerinde tesbit ettim.
Öncelikle çok iyi bilmemiz ve hiç aklımızdan çıkarmamız gereken bir gerçek var: Üzerimizde bir hayalet dolaşıyor. O hayalet şeytani bir akıla sahip neo-kapitalizmin hayaletidir.
Yazının devamını okumak için tıklayın.