Sevgili okurlarım, hastalarım. Yaz boyunca bir yığın düğün davetiyesi aldık. Araya ramazan girdi, biraz soluklandık. Bayramdan sonra düğünlere kaldığımız yerden devam ediyoruz. Sadece Taraf ailesinde bir kaç hafta içinde üç düğün oldu. Bu nedenle bu haftayı düğün sorularınıza ayırıyorum. Taraf’ta böyle giderse ikinci turlara sıra gelecek. Sıranın başında ben varım, benden sonra da Ahmet Altan. ***
Soru: Düzeyli beraberliklerin düzeysiz ayrılıkları kovaladığı, boşanma avukatlarının altı ay sonrasına randevu verdikleri bir çağda evlenme yaşına gelmiş gençlere evlenmelerini tavsiye ediyor musunuz?
Cevap: Evet, ediyorum.
Soru: Düğün insanın en mutlu günü müdür?
Cevap: Bu büyük bir yalandır. Düğün, düğüne gelen davetliler için mutlu bir gündür. Ancak düğün sahipleri için ayıp olmasa evlenmekten bile vazgeçirebilecek kadar sıkıntılı bir gündür. Düğünü kazasız belasız atlatan bir çift olağanüstü bir durum olmazsa en az bir on yıl daha evli giderler.
Soru: İlk dansı etmek mecburi midir?
Cevap: Eşli dansların hiç popüler olmadığı ülkede, genetik olarak dansa yatkın olmayan bir toplumun ferdi olan gelin ve damat, ilk dans gösterilerini 300-500 insanın bakışları altında verirler. Türkiye’nin en ünlü dansçılarına bile bu kadar kalabalık bir seyirci kolay kolay nasip olmaz. Genç çiftlerimizin ilk dans ile nasıl bir cüretkârlık gösterdiklerini varın siz hesap edin artık.
Yazının devamını okumak için tıklayın.