Kürt sorunuyla ilgili klişelere cevap vermeye bu hafta da devam ediyorum.
***
İddia: Eskiden Türk-Kürt bilmezdik. Bu ayrım sonradan çıktı. Biz aynı mahallede top oynadığımız, aynı sırayı paylaştığımız, birlikte rakı içtiğimiz arkadaşımızın Türk mü Kürt mü olduğunu merak etmezdik. “Açılım” dediler, ülkeyi Türk-Kürt diye ikiye böldüler.
Cevap: Evet, Türk’ü-Kürt’ü merak etmezdik, çünkü hepsini Türk kabul ederdik. Oysa ki; mahallede de, sınıfta da, rakı sofrasında da Kürtler hep vardı. Biz her şeyden habersiz yaşayıp giderken, aynı sırada oturduğumuz arkadaşımız, apartmanımızın kapıcısı, köşedeki biletçi Türk gibi davranmaya çalışan Kürtlerdi ve bu durumdan hiç de memnun değillerdi.
“Ben Kürt’üm” demeye, Kürtçe konuşmaya cesaretleri yoktu. Sizin bu durumun farkında olmamanız arkadaşınızın kendini Kürt hissetmesine engel değildi, sadece ifade edemiyordu.
“Açılım” sözü edileli sadece bir yıl oldu. Açılımdan önce Kürt-Türk yoktu da bir yıl içinde bu kadar çok insan Kürt olduğunun farkına vardıysa Tayyip Erdoğan bir büyücü olmalı. Bugüne kadar hiçbir söz, hiçbir insan kitlelere bu kadar kısa zaman içinde kimlik bilinci kazandırmayı başaramamıştı. Peygamberler ve kutsal kitaplar dâhil.
Açılım, temiz geçinen bir ev hanımının halılarının altını kaldırıp bakma talebiydi.
Yazının devamını okumak için tıklayın.