Soru: Sevgili Sivilay Abla, geçen gün zaplarken takıldığım bir evlilik programında bir adam ile bir kadın aralarında perde varken evden, arabadan, emekli maaşından konuştu. Anlaşır gibi oldular. Sonra aralarındaki perde kalktı. Adam kadına bakıp “Bu kadının işi bitmiş be! Diş miş kalmamış” dedi. Kadın bunun üzerine hafiften nazlı bir omuz kırmayla “Dişleri de sen yaptıracaan” dedi. Bu programlar sizin de midenizi bulandırmıyor mu? (Bülent Karcı)
Cevap: Sevgili Bülent, normal koşullarda bu sözleri duyan kadının elindekini karşısındaki adama fırlatması ya da en azından oradan kalkıp gitmesi gerekirdi. İnsanlar o kadar çaresizler ki bu kabalıklar üzerine bile bir ilişki kurmaktan çekinmiyorlar. İnsanlar çok yalnızlar ve haklı olarak yalnız ölmekten çok korkuyorlar. Eskiden “Hatice Hala’nın”, “Maho Ağa’nın” çözdüğü meseleye bugün toplumun hiç bir doğal mekanizması ilgi göstermiyor. Evlilik programları adeta toplumsal sorumluluk gösteriyor. Tabii sunucular ve seyirci konuklar bu sorumluluğu kaldırmaktan çok uzak. Onlarda her türlü iyileştirme isteğine varım.
Buradan söz veriyorum. Bir televizyon düzgün bir izdivaç programı yapsın ilk aday benim. Dişlerimi de yeni yaptırdım üstelik.
Yoldaş Cuma namazı
Soru: Sevgili Sivilay Abla, bir sosyalist olarak Kuzey Afrika’da başlayan, Ortadoğu’da devam eden, Yunanistan’ı yakıp yıkan ve son olarak da Londra’dan Avrupa’ya giriş yapan toplumsal hareketlerin Marx’ın müjdelediği devrimin ayak sesleri olduğuna inanıyorum.
Yazının devamını okumak için tıklayın.