Sevgili okurlarım, geçtiğimiz haftayı akredite olmamı kutlamaya gelen meslektaşlarımın yoğun ziyaretleriyle geçirdim. Detayları tekrar tekrar anlatmaktan bitkin düştüm, bu nedenle de sizlerin sorularıyla yeterince ilgilenemedim. Otuzlarca kırklarca soru gönderen sizlerden özür diliyor ve en acil bulduğum mektupları köşeme taşıyorum.
Gardiyan! Düştüm, yüreğim kanıyor
Soru: Düşenin dostu Sivilay Ablam, size bu mektubu Baldıran Cezaevi’nin soğuk parmaklıklarının ardından yazıyorum. Sevdiğim kızı istedim vermediler. Benim yerime başka biriyle evlendirdiler. Ben de bana yâr olmadın, kara toprakların ol o zaman, deyip kızın başından aşağıya bir kavanoz dolusu toprak boşalttım. Sevdiğim kızın ailesi benden şikâyetçi oldu. Senin anlayacağın ben bir kader mahkûmuyum. Şimdi çok pişmanım, yüreğim kanıyor. Düştüğüm bu mahpushaneden kurtulmak için tünel mi kazsam yoksa temyize mi başvursam bilemiyorum. Bana yol göstereceğin cevabını hasretle bekler ellerinden öperim. (Rumuz: Adımı Senuydur)
Cevap: Sevgili kader mahkûmu oğlum. Hikâyen bana da çok dokundu. Seni oradan kurtarmanın bir yolunu bulacağız. Tünel kazmak, isyan çıkarmak hapishaneden kaçmak için artık kullanılmayan yöntemler. Temyize başvurmak en akıllıcası.
Yargıtay başka konularla çok meşgul olduğu için artık temyiz başvuruları hapishane revirlerine yapılıyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.