Soru: Sevgili Sivilay Abla,
Vatan gazetesi yazarı Mustafa Mutlu’ya şöyle bir mektup gelmiş: “Sayın Mutlu, Ben Antalya’da bir otelde restoran şefi olarak çalışıyorum. Her sezon Diyarbakır ve çevresinden gelen 14 kişiyi düzenli olarak işe alır ve çalıştırırız. Geçtiğimiz sezona kadar da hiçbir sorunla karşılaşmamıştık. Ama son sezonda her şey değişti. Bu 14 kişi aralarında Kürtçe konuşmaya başladılar. Doğal olarak bir şey demedik. Daha sonra bar ve restoranda, müşterilerin yanında yüksek sesle konuşmaya başladılar. Yine bir şey demedik. Ama bunların dışında kalan personel, zamanla onların Kürtçe olarak kendileriyle alay ettiklerini söylemeye başladı. Sözlü tartışmalar, zamanla yumruklaşmaya dönüştü. Üç tanesi PKK propagandası yaparken yakalandı. Şimdi otel yönetimi karar aldı, önümüzdeki sezondan itibaren bir tane bile Doğu kökenli personel çalıştırılmayacak. Lütfen; toplumdaki bu bölünmeyi, sözüm ona Kürt açılımı yapanlara duyurun ve onları uyarın.” Mutlu’nun, “aldığım en korkunç okur mektubu” yorumuyla üzerine benzin döküp yayımladığı bu mektup size gelseydi nasıl cevap verirdiniz? (Haluk İlyas)
Cevap: Sevgili Haluk, şöyle cevaplardım:
Sevgili Şef Arkadaş, “Diyarbakır ve çevresinden”, “Doğu kökenli” diye uzun uzun tanımlamaya çalıştığın kişilere kısaca Kürt diyebilirsin.
Yazının devamını okumak için tıklayın.