Soru: Sevgili Sivilay Abla, “Paket iyi ama. Anayasa değişikliğine Hayır! Çünkü AKP’nin niyeti demokratikleşme değil” cümlesinde geçen ‘Hayır’ kelimesini anlam bütünlüğüne sadık kalarak cümle içinde kullanır mısınız? (Ahmet Egeli).
Cevap: Simit güzel ama simitle karın doyurmaya hayır. Çünkü simitçinin niyeti beni doyurmak değil para kazanmak.
Soru: Sevgili Sivilay Abla, ‘Bu anayasa değişikliği dokunulmazlıkları kaldırmıyor. O zaman hayır’ cümlesinin mantık kurgusu sadık kalarak içinde ‘hayır’ geçen yeni bir cümle kurar mısınız? (Rumuz: Aristomania)
Cevap: Tabii ki kurarım. İstanbul İtfaiyesi İstanbul’un trafik sorununu çözmüyor. O zaman itfaiyeye hayır. (Not: Hayırcıların mantığına cevap vere vere körelip gideceğiz.)
Büyük Kanıt
Soru: Sevgili Sivilay Abla, Kılıçdaroğlu bu güne kadar hiç kimsenin (sizin bile) keşfedemediği bir şeyi keşfederek şu gerçeği ortaya çıkardı: “Başbakan Erdoğan, 27 Nisan e-muhtırasının müellifi Yaşar Büyükanıt’la kafa kafaya vermişler: ‘Öyle bir şey yapalım ki, hem AK Parti 22 Temmuz’da ezici bir seçim zaferi kazansın, hem de Abdullah Gül rahatça Çankaya’ya çıkabilsin’ demişler. Bunun karşılığında Gül, Cumhurbaşkanlığı koltuğuna, Erdoğan başbakanlık koltuğuna, Büyükanıt ise zırhlı makam arabasının koltuğuna yerleşti. Bu durumu nasıl analiz etmeliyiz? (Cenk İz).
Cevap: Sevgili Cenk, buradaki pazarlığa ve sonuca iktisat-işletme disiplini açısından baktığımızda Büyükanıt’ın oldukça ucuza gittiğini görüyoruz.
Yazının devamını okumak için tıklayın.