Sonunda İlker Paşa’ya da kalitesini bozdurdular. Parmağını sallaya sallaya bizleri azarladı. Akredite gazetecilerle yaptığı toplantıda 27 Nisan E-Muhtırası’na sahip çıkmamıştı ama Balıkesir Muhtırası’nda (B-Muhtıra) oldukça benzerlikler vardı. Böyle konuştuğuma bakmayın, gerçekten korktum. ‘Şehitler ölmez’ diye soran bir okuruma ‘Şehitler öldü, göz göre göre öldü’ diyecektim ama başıma gelebilecekleri düşündüm ve kendimi sansürledim. Diğer sorularla devam edelim.
Önce can sonra canan gazeteciliği
Soru: Sivilay Abla, Taraf yine müthiş bir haber yaptı. Aktütün saldırısından saatler önce Amerikalılar teröristlerin geldiğini havadan çekmişler ve görüntüleri Türk tarafına canlı olarak göndermişler. Buna rağmen baskın engellenememiş. Taraf’ın fotoğraflarını yayınladığı bu dehşet görüntüleri izlemek için akşam Kanal D haberleri açtım. Sonra Star’a geçtim. Hiç birinde rastlayamadım. ATV vermiş ama diğer kanallarda oyalanırken onu da ben kaçırdım. Taraf için, ATV için manşetlik haber neden Kanal D için hiç bir değer taşımaz? (Sümeyra Ertekin)
Cevap: Sevgili Sümeyra. Bir örnekle anlatayım; Türkiye’de mizah yapanlar önce rejim muhafızıdır sonra mizahçıdır. Geçtiğimiz bir kaç yıldır yaşadıklarımız bir karikatürist için 50 yıl yetecek bir ironi madeni iken, çok satan mizah dergilerinin kapağında bir tane Genelkurmay’ı, Anayasa Mahkemesi’ni ya da CHP’yi ‘ti’ye alan çizim bulamazsın. Onların muhalifliği sadece AKP’yedir. ‘Rejim’lerini ‘zaafa’ uğratacak bir espri onların tüm duyu organlarını gıdıklasa da yüreklerine taş basarlar, mizahçılığı bir tarafa bırakıp aslî bekçilik görevlerini ifa ederler.
Örneklerimizi çoğaltabiliriz. Süleyman Demirel Üniversitesi Rektörü Metin Lütfi Baydar, üniversitesinin açılış konuşmasında AB yasalarının ordunun elini kolunu bağladığını, bu yüzden terörün engellenemediğini söyledi. Bilim adamlarımız da karikatüristlerimiz gibi önce askerdir sonra bilim adamıdır. (Aslında Prof. Baydar, uzmanlık ve doçentliğini GATA’da yapmış, askerlik pratiği var yani.) Yoksa adının önünde ‘Prof.’ yazan birinin onca kamera ve insan önünde, maçta tezahürat yapıp üstüne soğuk su içmiş gibi çıkan tiz sesiyle böyle bir saçmalığı dile getirmesi mümkün müdür?
Bir ülkenin hastanesi neyse postanesi de odur demişler. Durum gazeteciler için de farklı değil. Normal dünyada bir gazeteci böyle bir haber için Çin’e yürüyerek gitmeyi bile göze alır. Biz de ise gözüne soksanız görmezlikten gelebiliyor.
Gazetecilik mesleği adına bu durumun iyimser yorumu ise Aydın Doğan’ın yazarlarıyla artık ‘başetmeyi’ becerebiliyor olması olabilir.
Golf değil de yağlı güreş olsaydı
Soru: Sivilay Ablacığım, ilk olarak Taraf’ın manşetinden öğrendiğimiz Golfçu Paşa’nın çok üzerine gidildiğini düşünüyorum. Golfçu Paşa’yı eleştirmeyene kız vermiyorlar neredeyse. Acaba eleştirilerin bu kadar sert olmasının nedeni Paşa’nın dokuz on saat boyunca çatışmadan haberdar olmaması mı yoksa ancak seçkin insanların oynayabileceği bu aristokrat sporu yapması mı? Yoksa Paşamızın elit zevkleri mi kıskanılıyor? Merak ediyorum Tarihî Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nde olsaydı ve saatlerce istifini bozmadan otursaydı aynı tepki olur muydu? (Selma Sinem Biricik)
Cevap: Sevgili Selma, eğri oturup doğru konuşmak gerekirse, Golfçu Paşa olarak bilinen Hava Kuvvetleri Komutanı’nın golf oynarken yakalanması aslına bakarsan büyük talihsizlik. ‘Bir kere bahtsız olmaya görün, çölde bile başınıza ne felaketler gelir’i boşuna dememiş atalarımız. Sen söyleyince daha iyi düşünme fırsatı buldum. Gerçekten de yağlı güreş izlerken bu olaylar olsaydı eleştirinin şiddeti yarı yarıya azalabilirdi.
Peki, aynı şeyi Tayyip Erdoğan için düşünelim. Böyle bir olay olurken Umre’de olsaydı ve tavaf ederken içeriye cep telefonu sokulamadığı için dokuz saat olan bitenden haberi olmasaydı ne olurdu? Eminim ki Erdoğan’ın içine atılıp kaynatılacağı kazan için Ağrı Dağı büyüklüğünde odun ve çalı-çırpı toplanırdı. Peki, Erdoğan Umre’de değil de Puccini’nin Madam Butterfly operasında olsaydı bu eleştiriler aynı olur muydu? Kesinlikle olmazdı.
Hayal gücümüzü zorlayalım ve CHP’yi iktidarda farzedelim. Başbakan Baykal’ın aynı terör olayından uzun süre haberdar olamamasının nedeni Marmaris’ten Rodos’a yüzme yarışmasında katılmasına kıyasla Şeyh Edebali Şenlikleri’nde olması daha insaflı tepkiler almasına yol açmaz mıydı?
Aman ben ne diyorum! Yaşadıklarımız normal mi de tepkilerimiz normal olsun.