Soru: Sevgili Sivilay Abla, diyelim ki kara bir kediniz var. Ankara’da gezerken kozmik oda mıntıkasına kaçıyor. Kafanızı uzatıp, “hey nöbetçi, kara kedimi gördün mü” diye sorduğunuzda alacağınız cevap ne olur? (Emine Demir)
Cevap: Sevgili Emine, alacağın cevap “Gördüm, ağaca çıktı” olur. Peki, “Ağaç nerede” diye sorarsan baltanın kestiğini öğreneceksin. Baltanın izini sürersen karşına suya düştüğü gerçeği çıkacaktır. Suya doğru yöneldiğinde çoktan bir ineğin bütün suyu içip sen gelmeden dağa doğru kaçtığını söyleyecekler. Dağ nerede diye sorma, tabii ki yandı, kül oldu, bitti. Kış kış ne yangını diye uzatıp şansını zorlamazsan senin için iyi olur.
Devletin ülkesi ve milletiyle
Soru: Sevgili Sivilay Abla, aslında kendimi demokrat biri olarak görüyorum ancak devletin sırlarının ortaya çıkması ihtimali beni de endişelendiriyor. Acaba bu gelgitli ruh halimin sebebi nedir? (Ekrem Timur)
Cevap: Sevgili Ekrem, rahatsızlığının kaynağı çıplak gözle bakınca bir mana veremediğimiz ancak böyle durumlarda derinliğine vakıf olduğumuz sihirli bir anayasa cümlesi. Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü.
Şimdi sen millet oluyorsun ve buradaki ifadeye göre devletle bölünmez bir bütünsün. Bir bütünün bir parçası bir kabahat yaptığında, bütünün geri kalanı da eşit miktarda kabahatlidir.
Yazının devamını okumak için tıklayın.