Sevgili okurlarım. Haftasonu yaşıma başıma ve yağan yağmura aldırmadan Avrasya Maratonu’na katıldım. İp gibi yağan yağmur ve dokuzbuçuk kilometrelik yol değil, belediye araçlarından üstümüze tekrar tekrar tamgaz boşaltılan 10.Yıl Marşı beni yordu. Hâlâ kulaklarımda ‘dürüüdüt dürüt dürüt dürütt!’ sesleri var.
Ellerindeki bayraklarla 10.Yıl Marşı’nın dört vuruşluk temposu eşliğinde yürüyenler Tandoğan ve Çağlayan Cumhuriyet mitingleri kadar coşkuluydu. Demek ki; Cumhuriyet mitinglerini düzenleyenler “Gel Kadir Topbaş kardeşim, sen de aramıza katıl” deseymiş, yani ona doğru bir adım atsalarmış, Topbaş koşarak karşılık verirmiş. Osmanlı’nın Balkanlara olan karşıkonulamaz muhabbetinden buyana devam eden bu beyazlaşma duygusu sadece maratona değil belediyemizin her etkinliğine sirayet etmiş. Topbaş’ın İstanbul ağzından öte kibar ve duru olmaya çalışan Türkçesi de bu manzarayı tamamlıyor.
İnternet yorumcuları üçe ayrılır
Soru: Sivilay Ablacığım. Gazetelerin internet sitelerinde, köşeyazıları ve haberlerin altına yazılan okuyucu yorumlarını okurken bu ülkeden kaçmak istiyorum. Yaşama sevincim yok oluyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.