Soru: Merhaba Sivilay Abla. Ben İngilizce bilmiyorum. O nedenle de Savunma Bakanı Vecdi Gönül’ün tartışma yaratan sözlerini anlamadım. ‘Nation Building’, ‘body building’ gibi bir şey mi? Türkiye’nin bir bakanı, tamamı Türkçe bilenlerden oluşan bir topluluğa neden yarı İngilizce konuştu. Yoksa biz bir ulus inşa edemedik mi? (Dilek Yaşaroğlu)
Cevap: Sevgili Dilek, ‘Nation Building’ ile ‘body building’ arasında güçlü bir ilişki var tabii. Bakanın dediğine göre ‘Nation Building’ için güçlü pazulara, sağlam yumruklara ihtiyaç varmış. Bu acı kuvveti kazanmak için de ‘body building’ yapmak gerekiyor doğal olarak.
Ancak bana kalırsa ne söylediği önemli değil. Sesini duyduk ya, bu da bize yeter. Ben şahsen böyle bir bakanın varolduğunu biliyordum. Zaman zaman devlet büyüklerinin katıldığı konferanslarda ya da bakanlar kurulu toplantılarında, dik dursun diye içine eski gazete sayfaları doldurulmuş ve bir koltuğun üzerine bırakılmış boş bir çuvala benzeyen oturuşu dışında kendisiyle ilgili hiç bir kanaat sahibi değildim. 27 Nisan muhtırasında ortalıkta yoktu, Aktütün konusunda tek kelime etmemişti. Meclis açılını takmayan komutanlara, başörtülü eşlerin olduğu davetlerden veba salgını varmış gibi uzak duranlara karşı bir icraat yapmamıştı. En azından yarı İngilizce yarı Türkçe de olsa konuşabildiğini, orta okul inkılap tarihi kitapları düzeyinde de olsa bir takım fikirleri olduğunu öğrenmiş olduk.
Düşünsenize bu kişinin adı cumhurbaşkanlığı için geçiyordu. Allah korusun Gül değil Gönül olsaydı, Erivan’a maça giden değil kalan Ermenileri de Erivan’a sürmek isteyen bir cumhurbaşkanımız olabilirdi.
Başörtülü annenin tecil isteği
Soru: Sevgili Sivilay Abla, ben kırkından henüz gün almamış başörtülü bir anneyim. Tek oğlum var ve şu anda askerde. Yemin törenine gitmek istiyorum. Acaba benim askeriyeye girme yasağım tecil edilebilir mi? (Merve Nur Doğan)
Cevap: Merve kızım, senin için araştırdım, tecil mümkün değilmiş. Savunma Bakanı zaten tecil değil tehcir konularına bakıyor. Asker kanadı ise tecil konusuna soğuk. Belki askerî hastaneden sağlık raporu almayı deneyebilirsin. Kemik yaşının kırkın üzerinde olduğunu ispat edebilirsen kapıdaki komutanlar yumuşayabilir ve içeri girmene izin verebilirler.
Beyoğlu’nda gezemezsin, stant filan açamazsın
Soru: Sevgili Sivilay Abla, ben ömrünü Beyoğlu’nda geçiren, gündüzleri eylem yapan, imza kampanyası düzenleyen, stant açan; geceleri Beyoğlu’nun arka sokaklarında barlara takılan, eğlenen bir gencim. Bugünlerde Beyoğlu’nda her adım başı kimlik kontrolü yapılıyor. Bir stant açma izni almak için bin dereden su getiriliyor. Ergenekon’dan içeri atılanlar, çıktıklarında polisleri yere göğe sığdıramıyorlar. Ergenekonculara bakan polislerden Beyoğlu’na da gönderseler de biz de ‘hepsi efendi okumuş çocuklar’ desek. Böyle giderse kendimize yeni bir Beyoğlu arayacağız.(Rumuz: Beyoğlu Çocuğu)
Cevap: Kıymetli Evladım, Türkiye Cumhuriyeti devletinin dayandığı temellerden biri de ‘Şu okullar olmasa Eğitim Bakanlığı’nı idare etmek ne kadar kolay olurdu’ politikasıdır. Beyoğlu Emniyeti’nin bu tavrı da çok tanıdık. Beyoğlu’nda hiç stant kurulmasa, hiç eylem konulmasa, arka sokaklarında hiç insan dolaşmasa bu Beyoğlu’nu yönetmek ne kadar kolay olurdu değil mi?
Demek ki bu iş yaşla başla, kravatlı mendilli, janti dolaşmakla olmuyor. Eski kafalık yaşta değil başta oluyor.
İyi ki doğdum Sivilay Abla
Sevgili Sivilay Abla fanatikleri, cumartesi günü Taraf gazetesiyle birlikte bir yaşına basıyorum. Sivilay Ablanız bin yaşındaki kadar bilgili ve tecrübeli; bir yaşındaki kadar yeniliğe açık ve eğlenceli. Ogün bugündür her perşembe karşınızdayım. İyi ki doğdun Taraf, iyi ki doğdum Sivilay Abla.
|