Soru: Sevgili Sivilay Abla; biz karı koca birimiz Amerikan, birimiz Fransız ekolü kolej mezunuyuz. Çocuklarımızı ve şimdi de torunlarımızı aynı okullara gönderdik. Emekli olduktan sonra mezun olduğumuz kolejlerin mail gruplarında fazla vakit geçirir olduk. Yazılan yazıları, gönderilen mailleri okursanız Türkiye’nin bir yangın yeri olduğunu düşünürsünüz. Mail grubu üyelerinin hayatlarına bakarsanız, dünyanın herhangi bir yerinde yaşayan bir insanın gıpta edeceği kadar iyi hayatlarla karşılaşırsınız. Biz bu denklemin içinden çıkamıyoruz. Yardımınızı rica ediyoruz. (Betül – Sinan A.)
Cevap: Sevgili Betül ve Sinan; Türkiye bir zamanlar etrafı surlarla ve hendeklerle çevrili bir derebeylikti. Bu hendeklerin içerileri timsahlarla doluydu. Derebeyinin iznini alıp surun dışına çıkabilen mutlu azınlık mevcuttu. Türk parası geçerli değildi. Uçak yoktu ya da çok pahalıydı. Dil bilen insan yok denecek kadar azdı. Dil bilmeyenin yol, iz bulması olanaksızdı. Kimse Türklere vize veremeye can atmıyordu.
Böyle bir dönemde, Amerikalıların, Fransızların okullarında okuyanlar dünyanın en fırsat eşitsizliğinin şanslı tarafındaydılar.
Yazının devamını okumak için tıklayın.