Geçen haftanın olayı kuşkusuz Generallerin devir teslim töreninde yaptıkları konuşmalar ve 30 Ağustos resepsiyonuydu. Artık ezberlediğimiz konuşma metinleri ceplerden çıkarıldı ve komutanlar bizi baştan aşağı badanaladı. Resepsiyonda da Cumhurbaşkanı’na ‘içemez ki, içemez ki’ yaparcasına kadehler tokuşturuldu.
Bir de bu sahneleri tamamlayan Genelkurmay gazetecileri var. Paşaların konuşmalarında eşeleyip buldukları boncukları ağızlarında evire çevire, ballandıra ballandıra anlattılar. Ne akıl dolu, ne entelektüel yoğun konuşmalar olduklarını onların iştahlı anlatımlarından öğrenebildik.
Haftanın mağduru ise Habermas oldu. Genelkurmay Başkanı’nın özgürlükler ve demokrasiyle olan limoni ilişkisine Habermas’ı kaynak göstermesi Habermas adına tam bir trajediydi. Allah muhafaza Moritanyalı bir generalin halkı hizaya çeken konuşmasında ‘Türkiye’den Sivilay Abla’ya göre’ diye bir cümle kurduğunu duysam ne yapardım bilemiyorum.
Köşemin formatı lafı daha fazla uzatmama el vermediği için, bu konuları bir kenara bırakıyorum ve size söz verdiğim gibi Ramazan sorularınıza geçiyorum. Ancak, burada yazmadıklarımı erken otuzlarda bir erkek yazar profilinde yazmayı planladığımı müjdelemek isterim.
Ramazan özel
Ramazan geldi. Sanki Genelkurmay Başkanı, dinin sosyal hayata referans gösterilmesinden endişe ettiğini hiç söylememiş gibi tüm televizyonlar Ramazan özel programları yapmaya başladı.
Gerçeği, televizyon programlarına bakarak İslamı anlamaya kalkan biri bu dinin sadece erkeklere, hatta bıyıklı erkeklere geldiğini zannedebilir.
Yazının devamını okumak için tıklayın.