Sevgili Milletvekilleri,
Türkiye’nin en genç milletvekili evladım Bilal Macit’e yazmıştım ama sonra dayanamadım hepinizle paylaşayım dedim. Milletvekili de olsanız hepiniz benim hastalarımsınız.
Söyleyeceklerim TBMM’nin yabancısı olan çiçeği burnunda vekillerime. Yoksa Kars Belediyesi’nin şehrin sembolü olarak yaptırmak istediği kaşar heykeli yerine büstü yapılması münasip kaçacak kıdemli vekillere değil.
***
1) Meclis’in tüm çalışanları kendilerini kalıcı, milletvekillerini geçici görürler. Bu nedenle genel sekreterden bahçıvana kadar aralarında büyük bir dayanışma vardır. Olası çatışmalarda karşınızda bir bütün olarak duracaklarını bilmelisiniz.
2) Meclis’te iki büyük yemekhane vardır. Bunlardan biri eski binadadır ve sadece milletvekillerine servis yapılır. İkinci yemekhane ise hizmet binasındadır ve “a la carte” usulü çalışır. Sıraya girilerek yemek alınan bu salonda çalışanlar da yemek yer. Ancak milletvekilleri isterlerse sıraya girmezler ve kendilerine garsonların servis yapmasını isterler. Genelde de milletvekilleri sıraya girmez. Çalışanlar bu durumdan nefret eder. Bence siz sıraya girin ve herkesin gönlünü kazanın.
3) Meclis’in tüm kadrolu çalışanları milletvekillerine iş gördürmek isterler. Bu nedenle kuaföründen ayakkabı boyacısına kadar size çok özel muamele yaptığını ispatlamaya çalışır. Garson “Sayın Vekilim her zamankinden değil mi? Az enginar yanına iç pilav ve elma kompostosu” der. Bu güzelliklerin bir gün avucunuza sıkıştırılacak bir tayin, bir atama, bir terfi notu olarak döneceğini aklınızdan çıkarmayın. En iyisi bahsi geçen kişilere kibarlık içinde mesafeli davranmak ve özel muamele görmenin büyüsüne kapılmamak. Ancak erkekleri bekleyen bir tehlike var ki o da berberlerin taleplerini ustura ellerinde tıraşınızı yaparken dile getirmeleri. Kan görmeye dayanamıyorsanız “tamam” deyin.
Yazının devamını okumak için tıklayın.