Sevgili Hastalarım. Malumunuz cumartesi gecesi bir yılda beli kamburlaşmış, sakalları ağarmış 2011 gidecek ve yerine on yaşlarında cıvıl cıvıl bir genç kız olarak 2012 gelecek. Oysa daha dün gibiydi: TRT ekranlarında zıplaya zıplaya sahneye koşan 2011. Zaman dediğin, yılın hem cinsiyetini değiştiriyor hem de on iki ayda belini büküp saçlarını ağartıyor.
Yeni yıl vesilesiyle ben de kendi yılbaşı eğlencemi hazırladım ve köşeye yılbaşı süsleriyle süsledim. Buyurun, eğlenin.
Çam katliamı
Yeni yılla ilgili en çok yapılan eleştirinin başında çam katliamı geliyor. Dünyada yaşayan her bir insan için yedi ağaç kesiliyormuş. Türkiye’de her yıl mobilya, kâğıt ve yakacak ihtiyacı için on altı milyon metreküp kereste ihtiyacı var. Bir ağaçtan en fazla bir metreküp odun çıkacağını düşünecek olursak Türkiye’de her yıl en az on altı milyon ağaç kesiliyor demektir. Kesilen ağaçlar bize kitap, defter, kapı, sehpa, şöminede çıtırdayan ateş olarak geri dönüyor. Bu ağaçların büyük bir kısmı da çam olmalı. Zaten kesilmiş olan çamların en az işe yarayan tepelerinin iki hafta boyunca evlerin salonlarını süslemesinde bence bir sakınca yok, tam tersine evlere çam kokusu vermesi açısından güzel bile olur. Mühim olan çamın işi bittikten sonra geri dönüşüme verilmesi, çöpe atılmaması.
Kestaneli hindi
Tatlı ile tuzluyu Berlin duvarıyla birbirinden ayırmış bir damak zevkinin, bir yıl boyunca hindi etini ağzına sürmemiş temsilcileri yılbaşı gecesi kestaneli, kuşüzümlü, şekerli hindi yiyor ve gecenin en manasız olayına imza atmış oluyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.