Soru: Sevgili Sivilay Abla, “Nerelisin hemşerim,” diye sorulduğunda, “İstanbulluyum, İstanbul’un yerlisiyim” diye cevap veren biriyim. Ancak geçenlerde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği İstanbul’un fethinin 555. Yıldönümü etkinliklerini izledim ve kafam karıştı. ?imdi ben İstanbul’un yerlisi miyim, değil miyim? Yerlisiyim dersem Bizanslı olmuş mu olurum? Değilim dersem, “E peki nerelisin?” derlerse ne diyeceğim? Lütfen yardım edin. Ellerinizden öperim. (Bihter Topkapı)
Cevap: Sevgili Bihter, normal insanlar, kaybedilen topraklar için yas tutar, ülkelerini korumak için verdikleri mücadelelerdeki başarılarını ise kutlarlar. Bir toprağı başkalarının elinden aldıklarını ise unutturmaya çalışırlar. Bunun kutlamasının yapılması ise tuhaf bir davranıştır. Buraların ne kadar yabancısı olduğumuzun izini elâlemin kolayca sürmesi için; Malazgirt Ovası’ndan itibaren açtığımız her kapı, yıktığımız her duvar, kırdığımız her kilit için ayrı kutlama yapmamız ise bir Çılgın Türklük olarak açıklanabilir.
?imdi birlikte nereli olduğunu hesap edelim. 10.000 yılık insanlık tarihi göz önüne alındığında 550 yıl çok uzun bir süre sayılmaz. Bugün Sultanahmet’ten Sirkeci’ye doğru inen Divanyolu Caddesi’nin eski adı Mese Yolu’dur ve 3.000 yıldır, aynı güzergâhta, İstanbullular’ın volta attığı bir caddedir. Eğer Büyükşehir Belediyesi’ne bakacak olursan biz buralarda yeniyiz. Ancak sen benim tezime kulak ver. ?imdi Bir kısım insan Anadolu’da yaşıyordu. Bir kısım insan da Orta Asya’dan ve ya sağdan soldan geldi. Mercimek, su, soğan, tereyağı, maydanoz ve baharatların tencerede pişip nefis bir çorbaya dönüşmesi gibi bu insanların karışmasından da güzel bir insan topluluğu ortaya çıktı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.