Soru: Sevgili Sivilay Abla, televizyonlardan saç kurutma makinesine kadar bütün elektronik eşyaların elektromanyetik alanları havayı iyonize ediyormuş. Bu iyonlar havada asılı kalıyormuş ciğerlerine çekince hapı yutuyormuşsun.
Her yerde internet çekiyor diye seviniyoruz ya. O kablosuz modem dalgaları jilet gibi kesikler atıyormuş vücudumuza. Çamaşır makinesi sıkmaya başladığında oradan kaçın diyorlar. Hayat nereye gidiyor abla? (Hazal Genç)
Cevap: Sevgili Hazal, son zamanlarda bu hâl gittikçe yayılıyor. Eski olan her şey iyi. Yeni olan her şey kötü. Teknoloji bize düşman.
“Ah ne güzeldir soba sıcağı, çıtır çıtır odun sesi” edebiyatının dibine vuran bir apartman sakinini ocak ayında üç gün Bolu’da sobalı bir evde yaşamaya davet etmek istiyorum. Cehennem gibi sıcak sobanın başından kalkıp buz gibi mutfakta yemek pişirmenin sıcak kumlardan serin sulara atlamak olmadığını anlayacaktır. Üç günlük soba hayatı bitmeden kendisini bir de banyo yapmaya ikna edebilirsek evine döndüğünde kalorifer borularını yalayacağından kuşkum yok.
Yaratılan mahlûkat içinde fiziksel olarak doğaya karşı en hazırlıksız olan biziz.
İlk insanları düşün. Avret mahallerinde birer incir yaprağı. Elde yok, avuçta yok.
Yazının devamını okumak için tıklayın.