1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:01
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Elif Çakır OLDUĞU GİBİ 21.04.2009
Elif Çakır
Bu ne yaman medya
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Elif Çakır - Bu ne yaman medya Elif Çakır - Bu ne yaman medya Elif Çakır - Bu ne yaman medya Elif Çakır - Bu ne yaman medya Elif Çakır - Bu ne yaman medya Elif Çakır - Bu ne yaman medya Elif Çakır - Bu ne yaman medya Elif Çakır - Bu ne yaman medya
Elif Çakır köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Genelkurmay Başkanı’nın konuşmasını dinlemek üzere Harp Akademileri’nde toplanan gazetecileri görünce 28 Şubat süreci depreşti zihnimde.

Medyadan bu kadar yoğun katılımı pek de hayra alâmet görmeyenlerdenim.

Genelkurmay’dan brifing almaya meraklı olmak, belki gazetecilik açısından bir imtiyazdır, bilemiyorum. Bunları günlük haline getirip ilerde kitap olarak değerlendirmek isteyenler için bulunmaz bir fırsat olabilir.

Benim ilgimi çekmemesi, ya da ürküntü duymam, kendimle ilgili.

Fakat ne yazık ki, orada sarfedilen sözlere karşı birkaç şey söylemeden geçebilmek de kolay değil. Askerin söylediklerinin mutlaka insanı kışkırtan bir yanı oluyor.

Genelkurmay Başkanı’nın konuşmasına baktığımda, (Türkiye halkı gibi değerlendirmeler bir yana) 28 Şubat’tan tek farkının “topyekûn savaş”tan çıkıp hedef küçültmek olduğunu gördüm.

“Türkiye halkı”nı oluşturan muhafazakâr, mütedeyyin insanları bütün olarak düşman ilan etmek yerine, onları bir yana ayırarak, “Fethullah Hoca’yı ver, kurtul” konseptine oturmuş bir içerik vardı.

Başbuğ’un bilhassa Avrupa Birliği hususunda tek kelime etmeyip Obama’dan referanslar göstermesini, askerin Amerika’yı kazanma çabası olarak algıladım. Obama ülkemize geldiğinde Yılmaz Özdil’in o günkü yazısında ifade ettiği gibi, “takunyalıları Anıtkabir’dekine tercih ettiniz” türünden bir serzenişti bu. Yani bir tür “beni al, onu alma” yaklaşımı.

Bağımsızlıktan, ulusalcılıktan söz edenlerin en çok Amerika üzerinden politika üretmesi, bu ülkenin makûs talihi olsa gerek. Kendi aramızda oturup bu ülke için iyi şeyler yapmak konusunda bir mutabakat sağlamak mümkün görülmüyor sanki.

Konuyu dağıtmadan Başbuğ’un sözlerindeki bir diğer çelişkiye işaret etmek istiyorum.

Başbuğ, mütedeyyin kitlelerle sorunu olmadığını, ordunun asla din düşmanı olamayacağını söylerken, acaba nasıl bir din algısıyla konuşuyor, anlaşılır gibi değil.

Türkiye’de, kimse orduyu din düşmanı olarak göstermekle siyaset ya da dinî faaliyet yapmıyor. Askerin kendisi dinin karşısında net bir duruş sergileyerek bunu yapıyor.

Genelkurmay öncelikle mütedeyyin insanlara karşı olmadığını kendisi kanıtlamak durumundadır.

Yoksa, mütedeyyin insanların elinden gelen bir şey yoktur.

***


Bizim karakuşak militanlar

Tabii tabii çok haklısınız Türkan Hanımcığım.

“Başörtülü militanlar” konusunda.

Bu “militanlar” var ya, aralarında cemaatlere göre ve cemaatler dışında da bölümlere ayrılırlar.

Görev taksimi vardır aralarında, kıdemlisi kıdemsizi.

Doğurganları, tebliğcileri, hitabetçileri, arazide çalışanları, plancıları, davaya adanmışları...

Şimdi siz hangisini merak edersiniz?

Doğurgan olanlarını mı yoksa bunları yetiştiren çete başlarını mı?

Misal, başörtülerinin içine siyah bandana takanları karakuşak sahibi tüm dövüş sanatlarını bilenlerdir, bunlar bir kere laf anlatır sonrasında yumruk konuşur, bunları görünce sıvışın derim.

Uzun pardösü düz ayakkabı giyiyorsa tebliğci militandır, merhaba dersiniz aleykümselam dahi kurtaramaz sizi ona göre...

Süslü gezenleri en tehlikesiz olanlarıdır bunlar evde oturup “mücadele”ye yeni Fatihler doğuracak olanlarıdır, mağazalar dolaşır cafeler gezerler...

Altında ciplerle dolaşanlar evde kalmış olanlarıdır (!), hayata karşı biraz öfkelidir, babaları altına “teselli” babından birer cip çekmiştir. Rektör, dekan mekansanız arabanızla sakın ola yanlarından geçmeyin, onlar size geçirir alimallah...

Başörtüleri tutturan iğne sayıları da öfke mesajı verir.

Okula hiç kaydını yaptıramadıysa beş iğne...

Kaydını yaptırıp okulu yarım bırakmak zorunda kalmışsa üç iğne...

Diplomasını alamamışsa iki, okulunu bitirip de kamusal alan diye çalışamamışsa tek iğne.

Varın bunlarla ne anlatmak, ne mesaj vermek istiyorlar onu da siz bulun.

İlahi Türkan Hanım...

Ölürsem mezar taşıma “gülmekten öldü” diye yazacaklar.

Başörtülüden “militan” da oldu, bir tek insan olamadı size göre.

Bir şey söyleyeyim size...

Birileri profesörlüğünüze, yaşınıza başınıza bakmadan sizi fena halde işletiyor.

Hani hasta halinizle bile “bizim kızların” erken koca bulmak için örtündüklerini söylemişsiniz ya.

Sizi bu yalana kim inandırdıysa çok üzüldüm...

Yok be anacım.

Bizim kızların hepisi evde kaldılar.

Sizin okula aldırmadığınız kızlarla bizim erkekler de evlenmiyorlar.

Anlayacağınız, her şey aleyhlerine işliyor başları kapalıların.

Bizim adamlar başörtülü kızlara paso “bacı” muamelesi çektiklerinden olsa gerek bacıya nikâh düşmez deyip daha bir sevaplısını işliyorlar. Aşk denen dünyevi duyguyu başı açıklara hissedip onlarla evlenerek başlarını kapatıyorlardı. Şimdilerde daha bir modernleştiklerinden artık örtünmelerini de istemiyorlar, böylesi işlerine de geliyor.

Öyle başını kapatıp ihale alacağını sanan süper dâhilere duyurulur.

...

Bir de siz anlatsanız ya, sizin militanlar ne tür özellikler taşıyorlar?

 

Diğer Elif Çakır Makaleleri:
  1. Kurultaydan veda! - 25.05.2010
  2. CHP vizyonu değişir mi - 18.05.2010
  3. Deniz Baykal tam özgürleşecekken... - 11.05.2010
  4. Pedagoglar nerede - 04.05.2010
  5. Mebuslar da bizi görüyor mu! - 27.04.2010
  6. İyi çocuklar - 20.04.2010
  7. Hangi ölüm daha acınası - 06.04.2010
  8. Görevini kötüye kullanan savcı! - 30.03.2010
  9. Âlicenap olabilmek - 23.03.2010
  10. Yargı tapınağının şövalyeleri - 16.03.2010
  11. Emekler ‘hava’ya gitmiyor - 09.03.2010
  12. Parola: Cunta, İşaret: Kodes - 23.02.2010
  13. ‘Şu bizim İskender!’ - 16.02.2010
  14. Ya şimdi ya hiç! - 09.02.2010
  15. Şablonları kırmak - 02.02.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Bu ne yaman medya - Elif Çakır
03.09.2010 06:01:57