Devlet kaynaklı operasyon isimlerine oldum olası müptelayımdır. Gerek Emniyet’in bütün birimleri ve gerekse Genelkurmay, operasyon ismi üretme konusunda oldukça mahirler.
Fakat özellikle son dönemde Genelkurmay bir level daha öne geçmiş durumda.
En son ortaya çıkan “Kafes” operasyonu ismi de beni aldı götürdü.
Operasyonun güzelliğine bakar mısınız: “Kafes!”
Kafes üzerine söylenecek o kadar söz var ki... Hangi birisini öteden beriden toplayıp biraraya getireceğimi şaşırdım.
“Kafes” biraz da eski devirleri çağrıştırıyor. Mesela, kimileri ne zaman yeni devrin faziletlerinden söz açsa, eskiden kadınların kafes ardında tutulduğunu söylerlerdi.
Yeni devirle birlikte hepsinin kafesleri açılmış, ortalığa salıverilmişlerdi adeta.
Fakat bu “yeni devir”, kimilerini kafesten kurtarırken, eskisinden çok daha fazlasını “kafeslemeye” başlamış. Kaşının üstünde gözün var diyerek, tuttuğunu kafesleyerek ülkeyi büyük bir kafese döndürmüş.
Şimdi burada tam da meşhur atasözümüzün yeri geliyor: “Bülbülü altın kafese koymuşlar, ah vatanım!” demiş.
Türkiye, artık devasa bir “kafes” olmaktan kurtulma yolunda büyük bir azimle ilerliyor.
Fakat, ömrünü “kafeslemek”le geçirmiş olanlar da, huy canın altındadır deyimine uygun olarak bildiklerini yapmakla meşguller hâlâ. Oldukça karışık bir döneme şahit oluyoruz. Ortalık toz duman, at izleriyle it izleri birbirine karışmış durumda ama, gidiş hayra alamet görünüyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.