Kemal Kılıçdaroğlu, bir değil iki kez üst üste “aday değilim” dedikten sonra, nasıl olduğunu belki ilerleyen günlerde anlayacağımız ani bir kararla, CHP Genel Başkanlığı için aday olduğunu açıkladı.
Hasan Bülent Kahraman, Alevi olması nedeniyle, Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin Genel Başkanı olmasını Obama’nın Amerika’ya Başkan olmasıyla eşdeğer olduğunu yazmasaydı, konuya buradan bakacak değildim.
Hatırlarsınız, kendi partisinden Onur Öymen’in Alevi katliamına ilişkin sözleri üzerine “gereğini yap” dediği halde, geri adımı kendisi atmak zorunda kaldığında bile çok eleştirilmedi Kılıçdaroğlu. Çünkü belli bir kesim tarafından, elinde –genellikle sonuç vermeyen- dosyalarla gezmeye başladığından beri sanki bugünler için hazırlanıyordu.
Ancak, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne Başkan adayı olduktan sonra Ak Parti karşıtlarını CHP’de toparlamayı beceren Kılıçdaroğlu’nun, ‘Gandi Kemal’ gazlarıyla CHP Genel Başkanlığı’na geldiğinde nasıl bir vizyon değişikliği getireceği konusunda zihnim bulanık. Çünkü yolsuzluk dosyaları ile yıldızı parlayan Kılıçdaroğlu’nun, ülkenin genel meseleleri hakkında nasıl bir fikre sahip olduğunu hiç işitmedik.
Bir akşam yemeğinde birkaç gazeteci arkadaşla birlikte sohbet etme imkânı bulduğumuzda, aramızda geçen konuşmaların bir kısmını “CHP Eski Kafada” başlıklı yazımda paylaşmıştım. O akşamki sohbette de Kılıçdaroğlu’nun, hani artık değişme yolunda epey mesafe alan devletin statükolarına ilişkin tek bir parlak itiraz cümlesi yoktu.
Yazının devamını okumak için tıklayın.